Ülkemizde dönem dönem, dünyadaki koşullarla paralel olarak, bazı sektörler
iktidar tarafından favori sektör olarak seçiliyor. Fakat bu sektöre yönelik
destekler ve vaatler, çoğu zaman gerçekleşmiyor. Uluslararası taşımacılık
sektörü de küresel tedarik zincirleri üzerine yapılan tartışmalardan sonra, deyim
yerindeyse, popüler oldu. Türkiye’nin uluslararası ticaret ağlarındaki konumunu
iyileştirmekten, büyük yatırımlardan söz ediliyor. Türkiye Bankalar Birliğinin
konuyla ilgili raporu, gerçekten de ne kadar önemli bir sektörden söz ettiğimizi
belgeliyor. Bu rapora göre Türkiye’de 2024 yılında 605 milyar dolarlık dış
ticaret gerçekleştirirken, lojistik sektörünün istihdam ettiği çalışan sayısı da
2020 sonrasında toplam istihdam artışından hızlı biçimde arttı. 2020-2024
döneminde toplam istihdam yüzde 21,5 oranında artarken, lojistik sektöründeki
artış yüzde 39,2 olarak gerçekleşti. Kara taşımacılığı sektöründeki cirolar, 2009
yılındaki 27 milyar TL seviyesinden, 2025 yılında 1 trilyon 447 milyar liraya
yükseldi. Ticaret, ulaştırma ve konaklama hizmetlerinin GSYH içindeki payı ise
yüzde 24 olarak gerçekleşti. Bu rakamlar sektörün kısa bir zaman diliminde
nasıl büyüdüğünü gösteriyor. Ancak lojistik sektörü, yeni sorunlarla ya da
eskiden var olan ancak çözülmediği için ağırlaşan sorunlarla birlikte büyüyor.
Bu alanda çalışanların haklarını koruyan yasal düzenlemelerin yokluğu ya da
zayıflığı, şoförleri özellikle şirketler karşısında savunmasız durumda bırakıyor.
Sektör gelişirken, şoförlerin hakları yerinde sayıyor.
YILDIRIM KARA: SEKTÖRDE ‘VİZE MAFYASI’ İDDİALARI
ARAŞTIRILMALI
Sektörde son zamanlarda yeniden gündeme gelen bir sorun da Schengen
vizeleriyle ilgili: Sektör kaynakları, Schengen vizesine bireysel başvuru yapan
şoförlerin bin 500 euro gibi bir miktarda ödeme yaptığını, şirket üzerinden
başvuru yapıldığındaysa bu tutarın 250 euroya düştüğünü belirtiyor. Bu fark,
bazı lojistik şirketleri tarafından, şirketten ayrılmak isteyen şoförlere karşı
kullanılan bir silaha dönüşmüş durumda. Şoför, şirketten ayrılmak istediğinde
vizesi iptal edilmekte, bu durumda bir daha vize alamamakta, üstüne şirkete bin
euroya varan bir ödeme yapmaya zorlanmaktadır. Söz konusu kaynaklar,
yaklaşık 45 bin şoförün düzenli olarak Schengen bölgesinde faaliyette
bulunduğunu belirtmektedir. Bu durumda hem çalışma hakkının anayasaya
aykırı olarak, keyfi biçimde çiğnenmesi hem de Schengen bölgesindeki ticaretin
sekteye uğraması söz konusudur. Avrupa Birliğine yapılan vize başvurularının
reddedilmesi veya geç cevaplanması, hep turizm yönünden tartışılıyor. Ancak
lojistik sektöründe adeta bir ‘vize mafyası’nın oluştuğuna ilişkin iddialar da
gündeme gelmeli. İlgili kurumlar, bu iddiaları araştırmalı; şoförleri vize
vermemekle tehdit eden firmalar varsa haklarında işlem yapmalı; Schengen
bölgesine gidecek şoförlere vize süreçlerinde öncelik ve kolaylık tanınmasını
sağlanmalıdır. Bu amaçla, her yurt dışına çıkışta Ankara’ya gidip biyometrik
veritabanına işlenmek üzere parmak izi verilmesi şartında bir esnetme
yapılabilir. Suudi Arabistan’la yapılan anlaşma sonucunda sağlanan çok girişli
vizenin bir benzeri AB ülkeleri için de hayata geçirilebilir; şoförlerimiz için
AB’de özel bir vize uygulaması geliştirilebilir.
YILDIRIM KARA: SEKTÖRÜN HAKSIZ REKABETTEN KORUNMASI
GEREKİYOR
Orta Doğu’daki savaş başladığında 62 lira bandında olan motorin fiyatları,
temmuz sonu itibarıyla 80 lirayı aştı; artış oranı yüzde 30’a yaklaştı. Sadece
motorin değil; bölgeden bölgeye değişen tamir, sigorta, yedek parça fiyatları da
lojistik sektörü için önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. Şirketler ve şoförler
bu maliyet kalemleriyle başa çıkmaya çalışırken kayıt dışı faaliyet yürütenler ve
navlun fiyatlarını sürekli kıranlar nedeniyle gelir kayıpları yaşanıyor. Bunun
yanı sıra sektörde, sistemli hale getirilmiş bir tahsilat mekanizması yok; bireysel
taşımacıların alacaklarını güvence altına alan bir düzenleme bulunmuyor. Tüm
bunların sonucunda, lojistik sektöründeki regüle edilmemiş rekabet
koşullarından yararlanan, fiyat kıran, haksız rekabete yol açan şirketler ortaya
çıktı. Bu haksız rekabet koşullarının ortadan kaldırılması, özellikle bireysel
taşımacılık yapan şoförlerimizin geçim kaynaklarının korunması gerekmektedir.
Bu amaçla bir bölgesel ölçekte taban fiyat belirlenmeli, tahsilat garantisi
sağlanmalı, lojistik sektöründe vahşi rekabetten kaynaklanacak istihdam ve gelir
kayıplarına izin verilmemelidir.
