Artvin pazarında esnaf ve alışverişe gelen vatandaşlar, fiyatların yüksek olduğunu belirterek geçim sıkıntısından dert yandı. Yurttaşlar yaşadıkları ekonomik sorunları ANKA Haber Ajansı’na anlattı.

“TÜRKİYEYİ BU DURUMA GETİRENLERE SELAM OLSUN”
Bir vatandaş, soğanın pahalılığına vurgu yaparak, emekli maaşının yeterli olmadığını söyledi.
Emekli pazarcı Fikret Topal ise soğanı öğle yemeği için aldığını ancak fiyatından dolayı kıyamadığını belirterek, “Emeklileri bu duruma düşürdüler ya. Sabahdan beri burada duruyorum, satış yapamadım. Hâlâ bir kuruş kazanmadım. Şimdi belediye gelip yer işgali parasını almaya kalksa cebimden 100 lira daha vereceğim. Öğlen soğan yiyecektim, yiyemedim. Boş tandır ekmeğini tek başıma yedim. Bu soğanı bugün öğle yemeği için aldım ama kıyamadım” diye konuştu.

“SİMİT EKMEKTEN DAHA PAHALI”
Alışveriş yapan vatandaş, yaşanan ekonomik sıkıntılara tepki göstererek, “Selam olsun bu Türkiye’ye de bu ülkeyi bu duruma getirenlere de selam olsun” ifadelerini kullandı.
Artvin’de simit satarak geçimini sağlamaya çalışan bir simitçi de işlerin durgunluğundan yakınarak, “Bugün 20-25 civarında simit sattım. İş yok. Simit 25 lira, ekmekten pahalı. Yoğurt aldım ama yoğurdun parasını bile kazanamadım. Yoğurt 300 lira, sattığım ortada” dedi.
“DEVLETİN DİNİ ADALETTİR”
Artvinli emekli Süleyman Kaya Keskin de pazarda vatandaşların yalnızca imkânları ölçüsünde alışveriş yapabildiğini belirterek, “Genelde vatandaşın alışveriş yapacak olanağı varsa alışveriş yapıyor. Diğerleri ise bakıp geçiyor. Artvin’in yaklaşık yüzde 70’i emekli diye tahmin ediyorum. Emeklilerin durumu ortada, maaşlar düşük. Hele emekli kira veriyorsa tamamen mağdur durumda. Öteden beri böyle. Zorluklar içinde yaşamaya çalışıyoruz” diye konuştu.
Pahalılığın ve gelir dağılımındaki eşitsizliğin yaşamı zorlaştırdığını vurgulayan Keskin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gelir dengesini adaletli bir şekilde paylaştırmadığınız zaman, üst gelir grubuyla alt gelir grubu arasında büyük bir uçurum oluşursa yaşam zorlaşır. Siyasi olarak da sosyal olarak da bu durum sürdürülebilir değil. İktidarıyla muhalefetiyle konuşuyorum, sözlerim siyasi anlaşılmasın. Devletlerin dini yoktur; devletin dini adalettir. Bu adaleti, bu dengeyi bozarsanız olmaz. Ben bu devlete 25 yıl 5 ay para kazandırdım, emekliyim ama geçinemiyorum. Adalet istiyoruz. İnşallah yetkililer bunu duyar. İktidarıyla muhalefetiyle sosyal yaşam ve vatandaşın bütçesi konusunda ortak bir anlayış geliştirirler. Geçinemeyen, sıkıntı yaşayan insanlar daha huzurlu bir yaşam sürer.”
