Sosyal yardımların anayasal bir hak olarak değil, iktidara yakın
olmanın ödülü gibi dağıtılmak istendiğine dikkat çekerek sözlerine
başlayan Kara, “Zaman içerisinde iktidar partisinin "Oyu verin,
yardımı alın." şeklindeki anlayışı bugünlere kadar evrildi. 85
milyonun sosyal koruma sistemi âdeta "Benim tanıdığım var, size
yardımcı olsun" mantığıyla ilerliyor. Şimdi de 65 yaş ve üzerinde
sosyal yardım alan vatandaşlarımızın bu hakkı kullanırken elde ettiği
belgelerde herhangi bir sıkıntı varsa bunların faiziyle alakalı bir
düzenleme getiriliyor. Haksız bir ödeme varsa elbette bu ortadan
kaldırılsın, kamu zarar etmesin ancak bu maddeyi görüşürken de
mutlaka esastan "Verilen sosyal yardımlar gerçekten yurttaşlarımıza
yetiyor mu, yetmiyor mu?" diye bakmak lazım. Sayın Bakan, ocak
ayında yaptığı açıklamada, "Evde bakım hizmetleri karşılığı 13.878
lira, yüzde 70 üzerinde engelli yurttaşlarımız 7.655 lira, sosyal,
ekonomik destek ödemeleri ise 9.723 lira oldu." demiş ve müjde
vermişti. Türkiye'nin gerçekleriyle bu rakamlar ne kadar bağdaşır;
bunları sizlerin takdirine ve yurttaşlarımızın bilgisine sunmak
istiyoruz. Yani, yüzde 70'in üzerinde engelli olan bir yurttaş 7.655
lirayla ne yapabilir? Hiçbir şey yapamaz. Sosyal bir çöküntünün
önünü açmış olursunuz” diye konuştu.
YILDIRIM KARA: PROTEZ KULLANAN YURTTAŞLARA
YARDIMLAR ARTIRILMALI
Sosyal yardımların miktarının ve kapsamının yetersiz olduğunu
belirten Kara, “2024 yılında sosyal yardımlardan yararlanan hane
sayısı 4 milyon 574 binmiş, 2025'te 3 milyon 990 bine düşmüş. Yaşlı
ve engelli aylığı fayda sahibi 1 milyon 503 binden 1 milyon 475 bine
düşmüş. Bakın, bunlar devam ediyor ve gayrisafi millî hasıla
içerisindeki sosyal yardımların payı 1,11'den 0,94'e düşmüş.
Engellileri sosyal yardımlar içerisinde mutlaka gözden
kaçırmamalıyız. Devlet deprem bölgesinde yaşayan, engelli
yurttaşlarımızı, özellikle protez eğer kullanması, yenilemesi,
iyileştirilmesi gereken veya yurt sağlığı bozulmuş yurttaşlarımız
konusunda devlet sosyal yardımlarını ve mutlaka geliştirmelidir. Bir
diğer husus; Tip 1 diyabet hastalığı olan kişilerde bu sensörler,
cihazlar ve pompaların tutarları, SGK tarafından, kriterleri ve belli
miktarlar ölçüsünde karşılanabiliyor. Deprem dolayısıyla çok fazla
diyabet hastasının mutlaka devletin elinin gerçekten ona değmesine
ihtiyacı var ” ifadelerini kullandı.
YILDIRIM KARA:
Hatay’daki sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılara da
değinen Kara, “Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi üçüncü basamak
bir hastane ve kabul hastanesi. Personel dağılımı cetveline
baktığımızda tıbbi onkoloji alanında olması gereken 4 kadro var,
hâlihazırda 1 kişi çalışıyor; 2 kişiydi, hekimlerden biri de mazeret izni
nedeniyle yok. Yani koskoca Hatay'da 4 tıbbi onkoloji uzmanının
yerini şu an 1 onkoloji uzmanı çalışıyor. Yine, 4 kadro olması gereken
radyasyon onkolojisinde de yani radyoterapi uzmanı sayısı da 1'dir.
Radyoterapi ve ışın tedavisi anlamında Hataylı yurttaşlarımız hizmet
alamıyorlar: Ya özel bir hastaneye ya da Adana'ya gitmek zorundalar.
Radyoterapi hizmetinin ihalesi tamamlandı fakat şimdi itiraz süreçleri
değerlendiriliyor. Eğer kabul görürse yüz seksen gün, kabul görmezse
daha uzun bir süre Hatay halkının hâlâ beklemesi gerekiyor ama bizim
bekleyecek durumumuz yok. ASM meselesini de yeniden inşa
edilmesi noktasında mutlaka daha fazla ilgi ve özen göstermesini
Hatay halkı adına yetkililerden talep ediyoruz” diyerek Sağlık
Bakanlığının Hatay’daki personel ve cihaz eksiklerini kapatmaya
çağırdı.
