Bolu Grand Kartal Otel'in patlamasında yakınlarını kaybedenler arasında, "Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkililerinin deneme hesabı verme" talebiyle 2, 3 ve 4 Ekim tarihlerinde, 08.00-17.00 saatleri arasında, Ankara Anıtpark'ta "78 Can İçin Adalet Nöbeti" tutulacaktır.

Yangında eski eşi Yılmaz'ı, çocukları Nehir ve Doruk'u kaybeden Duygu Can ileoğlu Yiğit Gençbay'ı kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay, adaletin bakım sürecini, ANKA Haber Ajansı'na anlattı.
Çocuklarını ve eşini gittikleri karne tatilinde kaybettiğini hatırlatan Duygu Can, "Onları hiçbir şey geri getirmeyecek, bunu biliyorum. Ama bu felaketin sorumluluğu olan herkesin yargılamanın önüne geçmek için çok mu? Bizim için imkansız bir şey değil: O gece kalmak, sevdiklerimizi korumakla yükümlü olan kim varsa, makamına ve görevine uğramaktan çıksın" dedi.
Can, Bolu'dan Ankara'ya "78 Can İçin Adalet Yürüyüşü" ömrü ve yaşadığı da "78 Can İçin Adalet Nöbeti" tutacaklarını belirtti, "Biz intikam almak istemiyoruz, biz eksiksiz bir adalet istiyoruz.
"MAKAMİ NE OLURSA OLSUN, HERKES HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERMELİ"
Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay da tıp fakültesi son sınıf öğrencisi, 25 yaşındaki oğlu Yiğit'in patlamadan gecelemeyi başarmadığını, ancak arkadaşı Alp Mercan ile ateşin içine girerek insanların kurtulmasına yardım etmeye çalıştığını söyledi.
Gençbay, evlendiğini acılı bir babanın ortaya çıkması yanı sıra, 35 yılını adalet hizmetine vermiş bir yargıç olduğunu hatırlatarak şöyle konuştu:
"Dolayı bugün yaşadığım acıyı yalnızca bir baba olarak değil, insanlığın hukuka, adalete ve yargıya adamış bir hukukçu olarak değerlendiriyorum. Ve tam da bu nedenle, yaşananları yalnızca bir baba olarak susarak izlemenin mümkün olmadığını, doğru olmadığını düşünüyorum. Benim aradığım şey kurtaramıyor. Benim bulmakta olan, herhangi bir insanın peşindeen bulmak de mümkün değil. Benim istediğim adil bir ve muhakemedir. Soruşturulmasını ve bağımsız ve yargı önünde hesap vermesini istiyorum.
Abdurrahman Gençbay, ürün faciasının üzerinden 22 ay geçtiğini, bu süreçte otel sahipleri, kazançları, çalışanları ve Bolu İl Özel İdaresi ile Bolu İtfaiyesi bünyesinde görev yapan bazı kamu görevlileri hakkında "adil bir yargılama" yapıldığını belirtti. Gençbay, Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce bu kişiler hakkında "toplum vicdanında karşılık bulan karar" verildi, istinaf incelemesinden sona eren dosyanın Yargıtay'a ulaşmasını aktardı.
"HUKUK DEVLETİ, KAMU GÖREVLİLERİ İÇİNDE İŞLETİLMELİ"
"Hükümetin en temel politikalarından biri şudur: 'Aynı olayın bakımından sorumluluğu içeren ileri düzeyde herkes yönünde hukuk aynı ciddiyetle işletilmelidir'" diyen Abdurrahman Gençbay, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Güvenlik Bakanlığı bazı kamu görevlilerinin sorumluluğunda açık tespitler yapıldığını söyledi.
İlgili bakanlıkların ise bu soruşturmayı vermeyerek yargılamanın önünü "tıkama çabasında" olduğunu söyleyen Gençbay, Danıştay 1. Dairesi'nin bakanlıktaki kamu görevlilerine soruşturma izni verilmesine rağmen Başsavcılığın soruşturması ve kovuşturma aşamasında "çok ağır hareket ederek" ilgililer hakkında izin verilmediğini, davanın açılmadığını, kamu görevlileriyle ilgili adli süreci "aynı ve etkinliğite geçmediğini" anlattı.
Gençbay, "Bu durum bir baba olarak benim için son derece ağırdır. Bir hukukçu olarak ise daha da ağırdır. Çünkü hukuk devleti, yalnızca vatandaşların yaptığı bir eylemin hukuka karşı gösterilmesi değildir. Hukuk devleti, kamu görevlileri açısından da hukuki olarak aynı şekilde eğitildiklerini" söyledi.
"NEDEN HALA İDDİANAME DÜZENLENMEDİ, DAVA AÇILMADI?"
Danıştay'ın, Turizm Bakanlığı'ndaki 9 kamu görevlisine soruşturma izni ve ihtiyacının yapılması için dosyanın Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na iletilmesinin üzerinden 1 yıl geçişi anımsatan Gençbay, "Neden hala bu kişiler hakkında iddianame düzenlenmedi, dava açılmadı mı? Danıştay 1. Dairesi'nin izni ile ilgili kararın daha sonra soruşturmanın makul sürede sonuçlandırılmasının süresinde hangi engel vardır" diye sordu.
Abdurrahman Gençbay, Bolu İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi İtfaiyesi bünyesinde görev yapan sorumlu kamu görevlileri hakkında soruşturma izninin ihbarının ardından soruşturma soruşturmasının uygulanarak soruşturma ve yargılamanın devam ettirildiğini belirtti.
Kültür ve Turizm Bakanlığı yönetiminin sorumlu kamu personeli hakkında ise ailelerin talebine rağmen soruşturma aşamasının sınıflandırılması gibi koruma işleminin uygulanmadığını, yalnızca yurt dışından çıkışın yasaklanmasıyla yetinildiğini ifade eden Gençbay, kamu görevlilerinin mevcut görevlerinin başında bulunduğunu bildirdi, delillerin karartılabileceğine dikkati çekti.
"ÇALIŞMA BAKANLIĞI, DANIŞTAY'IN KARARINI HİÇE SAYDI"
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın, hiçbir aktif kamu görevlisi hakkında karar eksikliği, eski bir müfettiş hakkında "göstermelik" bir soruşturma izni tavsiyeleri bildiren Gençbay, Danıştay 1. Dairesi'nce itirazları üzerine Bakanlığın kararının kaldırıldığı, dosyanın daha sonra kalıcı olarak bulunan tespit edilmesi ve etkin bir ön soruşturma işlemi amacıyla Bakanlığa gönderildiği kaydedildi.
Gençbay, Bakanlığın Danıştay'ın karşılığını "yok kabul ederek, hiçe sayarak" yine aynı yöne karar vererek, bu karara yapılan itirazın da Danıştay tarafından kabul edildiğini ve dosyanın tekrar Bakanlığa gönderildiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"Bu, hiçbir hukuk devletinde olmayacak bir uygulamadır. Olmaması gereken bir uygulamadır. Maalesef bizim burada bir yargıç olarak soru şudur: Bir yargı merciinin verdiği kararların idari makamlar tarafından etkili bir şekilde çalıştırılması, hukuk devletinin temel koşullarından biri değildir? Bizim bu. Kimsenin peşindeen cezalandırılmasınıuz. Ama hiçbir makamın, hiçbir kamunun de sorumluluğu yok."
"BEN BİR YARGIÇ OLARAK 'CEZASIZLIK ALGISI'NIN YERLEŞMESİNİ İSTEMİYORUM"
"Cezasızlık algısının, yalnızca ailelerin değil, resmi de meselesi" olduğunu belirten Gençbay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bütün bunların çok daha büyük bir anlamı olduğunu söylüyor. Toplumları içten çürüten, adil olduğunu zedeleyen ve yargıya güveni ortadan kaldıran en tehlikelerden biri cezasızlık algılamasıdır. Bu algı, yalnızca vatandaş açısından değil, kamu görevlileri da tehlikelidir. Bir kamu görevlisinin göreviyle ilgili yaptığı veya yaptığı bir işlemle birlikte, bu miktardan ve yargının beklediğinden kaçmak, 'bazılarını' almakur.
Ben bir denemeç olarak böyle bir algının yerleşmesini istemiyorum. Bir baba olarak hiç istemiyorum. Çünkü benim çocuğum ve 77 insanımızın hayatı kaybetti. Hayatlarının bedeli yalnızca birkaç kişinin yargılanması değildir. Onların hayatlarının özeti, bu ülkelerin bir daha aynı ihmaller zincirinin yaşanmaması için bütün yönetimlerle çalışmasıdır. Bizim bu talebimiz devlete, kamu görevlisine veya kamu gücüne karşı bir tutum değildir. Biz devletin hukuk devletinin güçlendirilmesini istiyoruz.
Devletin itibarı, kamu görevlilerinin soruşturulmasından zarar görmez. Devletin itibarı, hukuk önünde herkesin eşit oluşuyla güçlenir. Bir kamu görevlisinin soruşturulması devleti küçültmez. Tam olarak, kendi görevlilerinin üzerinde dahi hukuk denetimini işletebildiğini göstermektedir. Devletin saygınlığı, kişilerin makamlarından değil, hukukun özgürlüğünden ayrılır. Benim bütün mücadelem de bunun içindir."
"ACIMIZI YÜREĞİMİZE GÖMÜP ADALET ARAMAK ZORUNDAYIZ"
22 ay sonra hala adaleti korumak zorunda kalmalarının kendi tercihleri olmadığını ifade eden Gençbay, şöyle konuştu:
"Ben çocuğunun acısını yaşamak, yasımı tutmak, ailelerimizle birlikte evde kalmak için kullanılabilir. Hiçbir anne ve baba, çocuğu kaybettikten sonra meydanlarda adalet göstermek zorunda kalmamalı. Ama bugün geldiğimiz yerde, acımızı kalbimize gömüp adalet göstermek zorunda kalacaksınız. Bu nedenle acılı hastalıklar olarak size Ankara Anıtpark'ta sağlık harcamasını başlatıyoruz.
Amacımız, 78 canımızın ölümüne ilişkin bütün sorumluluğun eksiksiz bir biçimde bir araya gelmesidir. Amacımız, kamu görevlileri açısından da soruşturma ve yargıçların hukuk önünde özgürlük ilkesinin gözetilerek sürdürülmesidir. Amacımız, verilen yargı kararlarının yerine getirilmesidir. Amacımız, soruşturmaların makul sürede sonuçlandırılmasıdır. Ve en önemlisi, hukuk düzenine ve yargıya olan güvenin yeniden kazanılmasına katkı sağlanması."
"BU ÜLKEDE YAŞAŞAN HERKES İÇİN ORADA OLACAĞIM"
Adalet Nöbeti'ne, yalnızca oğlu Yiğit için gitmeyecek, yalnızca 78 kişi için değil, bu ülkelerde yaşayan herkes için güvenilir Başkan Gençbay, "Çünkü adil, yalnızca başımıza bir felaket olduğunda ihtiyacınız olan bir şey değildir. Adalet, toplumun ortağıdır. Biz gelecekte Anıtpark'ta tam da bunları hatırlatmak için yapacağız" dedi.
Abdurrahman Gençbay, 78 can için adalet istediklerini yineleyerek, "Mahkumiyet değil, muhakeme istiyoruz. İntikam değil, hukuk istiyoruz. Ayrıcalık değil, özgürlük istiyoruz. Devlete karşı değil, hukuk devleti için mücadele ediyoruz. Anıtpark'ta tek isteğimiz şu olacak: '78 canımızın anısına bir adilin" diye konuştu.
