Birleşik Metal-İş Sendikası: Sıcakta çalışmaya karşı yasal koruma artık zorunluluktur

Birleşik Metal İşçileri Sendikası ve Türk Tabipleri Birliği, aşırı sıcaklarda çalışmanın işçi sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu belirterek, aşırı sıcak dönemlerde çalışma süreleri ve saatlerinin yeniden düzenlenmesini, günün en sıcak saatlerinde çalışmanın sınırlandırılmasını, zorunlu dinlenme ve serinleme molalarının artırılmasını talep etti. 

04 Ağustos 2026 Salı 15:51
Birleşik Metal-İş Sendikası: Sıcakta çalışmaya karşı yasal koruma artık zorunluluktur

Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar, Birleşik Metal-İş Sendikası İş Güvenliği Uzmanı Nuran Gülenç, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Ertuğrul Oruç ve İstanbul Tabip Odası (İTO) İşçi Sağlığı İşyeri Hekimliği Komisyonu’ndan Dr. Nazmi Algan sendika genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Ortak basın açıklamasını okuyan Özkan Atar, yüksek ısı açığa çıkaran işlerde çalışan işçilerin, aşırı sıcakların en ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığını belirterek, yüksek sıcaklıkların yalnızca çalışma koşullarını ağırlaştırmakla kalmayıp, aynı zamanda iş kazaları ve meslek hastalıkları riskini de arttırdığını belirtti.

"ARTAN ISI STRESİ İŞ KAZALARININ ÖNEMLİ BELİRLEYİCİLERİNDEN BİRİ HALİNE GELMEKTEDİR"

Atar, uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kalmanın kronik hastalıkların gelişme riskini de arttırdığına dikkat çekerek, şunları kaydetti:

“Halk sağlığı ve iş yeri hekimliği açısından değerlendirildiğinde, yüksek sıcaklık ile nemin birlikte artması vücudun ısı düzenleme mekanizmasını bozabilmektedir. Bu durum yalnızca sıcak çarpması gibi akut tablolara değil, uzun dönemde ısı stresiyle ilişkilendirilen kronik böbrek hastalıklarına, kalp-damar hastalıklarına ve gebelerde erken doğum riskinde artışa yol açabilmektedir. Artan ısı stresi, dikkat ve konsantrasyonu azaltarak iş kazalarının önemli belirleyicilerinden biri haline gelmektedir.” 

Aşırı sıcakların dikkat dağınıklığı, yorgunluk, bozulan uyku düzeni, stres ve tükenmişlik gibi psikososyal riskleri de büyüterek, çalışanların güvenliğini daha fazla tehdit ettiğini söyleyen Atar, gece sıcaklıklarının yeterince düşmemesinin ise çalışanların fizyolojik olarak kendilerini yenilemesini zorlaştırdığını, bir önceki günün ısıl yükünün ertesi güne taşınmasına neden olduğunu belirtti.

"TÜRKİYE'DE İŞÇİLERİ MESLEKİ ISI STRESİNE KARŞI KORUYAN ÖZEL BİR YASAL DÜZENLEME BULUNMUYOR"

AB ülkelerinde sıcaklığa bağlı iş yeri ölümlerinin 2000 yılından bu yana yüzde 42 arttığını ifade eden Özkan Atar, Türkiye’de ise sıcaklığa bağlı iş kazaları ve ölümlere ilişkin sağlıklı ve düzenli resmî verilerin bulunmadığına dikkati çekti.

Atar, şöyle devam etti:

“Türkiye’de işçileri mesleki ısı stresine karşı koruyan, somut ve bağlayıcı üst sınırlar getiren özel bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Belirli bir ısı maruziyeti sınırının aşılması halinde çalışmanın durdurulmasını zorunlu kılan, aşırı sıcaklara özgü bir mevzuat hükmü de mevcut değildir.

Her ne kadar 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu işverenlere çalışanları sağlık ve güvenlik risklerinden koruma yükümlülüğü yüklese de aşırı sıcak koşullarına ilişkin azami ısı maruziyeti sınırları, ölçüm yöntemleri, alınması gereken önlemler ve çalışmanın hangi koşullarda, nasıl durdurulacağı açık biçimde tanımlanmamıştır. Bu yasal boşluk, işyerlerinde sıcaklık ölçümlerinin ve denetimlerin etkin biçimde yapılmamasıyla daha da derinleşmektedir. Yeterli iklimlendirme ve havalandırma altyapısına sahip olmayan ya da bu sistemlerin hiç bulunmadığı işyerlerinde üretim, gerekli önlemler alınmadan sürdürülebilmektedir.

Gölgelik alanların ve serinleme noktalarının oluşturulması, yeterli içme suyu ve uygun sıvı desteğinin sağlanması, ısı kaynaklarının yalıtılması, etkili iklimlendirme ve havalandırma sistemlerinin kurulması ile zorunlu dinlenme molaları gibi temel koruyucu önlemler, aşırı sıcaklar bakımından somut ve denetlenebilir yasal yükümlülükler haline getirilmemiştir. Mevzuattaki bu eksiklik uygulamada işverenden çok işçiyi cezalandıran bir tablo ortaya çıkarmaktadır."

TALEPLERİNİ SIRALADI

Hükümete ve ilgili kamu kurumlara çağrıda bulunan Atar taleplerini şu şekilde sıraladı:

-İşkollarının, yapılan işin ve çalışma ortamının özellikleri dikkate alınarak bilimsel ölçütlere dayalı azami ısı maruziyeti sınırları belirlenmelidir. Bu sınırlar tek başına hava sıcaklığına göre değil; hava sıcaklığı, nem ve radyant ısıyı birlikte değerlendiren, uluslararası kabul görmüş göstergeler esas alınarak yasa ve yönetmeliklerle açık biçimde düzenlenmelidir. İşin fiziksel yükü, maruziyet süresi ve kullanılan koruyucu giysiler de değerlendirmeye katılmalıdır. 

-Belirlenen sınırların aşılması veya aşırı sıcakların ciddi ve yakın tehlike oluşturması halinde çalışmalar durdurulmalıdır. İşçilerin çalışmaktan kaçınma hakkını ücretlerinde ve diğer haklarında herhangi bir kayıp yaşamadan kullanabilmeleri, iş güvencelerinin korunması ve bu nedenle herhangi bir yaptırıma uğramamaları yasal güvence altına alınmalıdır.

-İşverenlere gölgelik alanlar ve serinleme noktaları oluşturma, ücretsiz ve kolay erişilebilir içme suyu ile gerektiğinde uygun sıvı desteği sağlama, ısı kaynaklarını yalıtma, uygun iklimlendirme ve havalandırma sistemlerini kurma yükümlülüğü getirilmelidir. 

-Aşırı sıcak dönemlerde çalışma süreleri ve saatleri yeniden düzenlenmeli, günün en sıcak saatlerinde çalışma sınırlandırılmalı, zorunlu dinlenme ve serinleme molaları artırılmalıdır. İşin niteliğine ve ölçülen ısı yüküne göre çalışma-dinlenme programlarının uygulanması zorunlu hale getirilmelidir.

-İş yerlerinde yürütülen risk değerlendirmeleri, ısı maruziyetinin farklı işçi grupları üzerindeki etkilerini kapsayacak biçimde hazırlanmalıdır.

-İş yeri sağlık birimleri ve revirler, aşırı sıcakların neden olduğu akut sağlık sorunlarını erken tanıyabilecek ve bunlara uygun biçimde müdahale edebilecek personel, ekipman ve acil müdahale protokolleriyle güçlendirilmelidir.

-Yüksek sıcaklıklara sürekli veya tekrarlayan biçimde maruz kalan işçilerin, maruziyetin niteliğine göre daha sık olmak üzere en geç altı ayda bir düzenli sağlık gözetimleri yapılmalıdır. Bu işçilerin kalp-damar, beyin-damar, solunum ve böbrek hastalıkları ile sıvı-elektrolit dengesi yönünden izlenmeleri sağlanmalıdır.

"ÇALIŞMA YAŞAMINI İKLİM KRİZİNE UYGUN DÜZENLEMEK HUKUKİ VE İNSANİ SORUMLULUKTUR"

Atar, taleplerinin bir ayrıcalık ya da lüks değil, en temel insan hakkı olan yaşam hakkının gereği olduğunu belirterek, "İklim krizinin etkileri her geçen yıl daha da ağırlaşırken çalışma yaşamını bu yeni gerçekliğe uygun biçimde düzenlemek artık bir tercih değil, devletin ve işverenlerin yerine getirmekle yükümlü olduğu hukuki ve insani bir sorumluluktur" dedi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ve ilgili bütün kamu kurumlarına çağrısını yineleyen Atar, işçilerin yaşamını ve sağlığını koruyacak yasal düzenlemelerin gecikmeksizin hazırlanmasını, etkin biçimde uygulamasını ve denetlemesini istedi.

"SICAKTA ÇALIŞMAYA KARŞI YASAL KORUMA ARTIK BİR ZORUNLULUKTUR"

Hiçbir işçinin ekmeğini kazanırken yaşamını riske atmak zorunda olmadığını ifade eden Atar, "Güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları ertelenemez, yaşamı koruyacak düzenlemeler derhal hayata geçirilmelidir. İşçilerin hayatı ertelenemez. Sıcakta çalışmaya karşı yasal koruma artık bir zorunluluktur" dedi.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Üyesi Ertuğrul Oruç ve İstanbul Tabip Odası (İTO) İşçi Sağlığı İşyeri Hekimliği Komisyonu’ndan Dr. Nazmi Algan ise yüksek ısı altında çalışmanın insan vücuduna etkisi hakkında konuştu.

Oruç, yüksek vücut sıcaklığının 38 ve üstü derecelere çıkması durumunda sıcaklık çarpmalarına neden olduğu, bu duruma müdahele edilmemesi durumunda ise bilinç kaybına, organların daha zor çalıştığı bir evreye girdiğini, bunun ise ölümcül sonuçlar doğurabileceğini anlattı. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.