Burcu Köksal: Türkiye Yüzyılı diye seçim kampanyasında bahsettikleri yüzyıl; herkesin yoksulluk, açlık sınırının altında yaşadığı bir yüzyıl olmuş oldu

CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, “Toplumun hemen her kesimi ekonomik sıkıntılardan payını almış durumda. Kök ücreti 6 bin lira ve aşağısında olan emekliler 7 bin 500 lira ile yaşamaya mahkum edildi. Dul ve yetim maaşları AKP tarafından görmezden gelindi. 3 Mayıs’ta AKP en düşük memur maaşının 22 bin lira olacağını açıkladığında 22 bin lira 1129 dolara tekabül ediyordu, bugün ise 844 dolara tekabül ediyor, arada büyük bir erime söz konusu. Gelinen noktada en düşük emekli maaşı açlık sınırının yarısı kadar, asgari ücret açlık sınırının altında. Dul ve yetim maaşları açık sınırının yarısının da altında, en düşük memur maaşı da yoksulluk sınırının altında kalmış oldu. Memur yoksulluk sınırının üstünde bir maaş istiyor. Asgari ücretli hakkını istiyor. Alın terinin karşılığını talep ediyor. Emekli en düşük emekli aylığı asgari ücret kadar olsun istiyor, insan onuruna yakışır maaş talep ediyor. Kısacası bu ülkede herkes AKP’den hakkını istiyor. Her şeye gelen zamlarla birlikte, satın alma güçleri, emekliye verilen yüzde 25 zam sonucunda ‘sakın alma’ gücüne dönmüş durumda. Türkiye Yüzyılı diye seçim kampanyasında bahsettikleri yüzyıl; herkesin yoksulluk, memurlar dışından herkesin de açlık sınırının altında yaşadığı bir yüzyıl olmuş oldu. Ek bütçenin yükü de yine vatandaşa yüklenecek. Ekonomik soykırımın tüm hızıyla devam edecek anlamına geliyor bu ek bütçe teklifi” dedi.

14 Temmuz 2023 Cuma 16:58
Burcu Köksal: Türkiye Yüzyılı diye seçim kampanyasında bahsettikleri yüzyıl; herkesin yoksulluk, açlık sınırının altında yaşadığı bir yüzyıl olmuş oldu

CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, “Toplumun hemen her kesimi ekonomik sıkıntılardan payını almış durumda. Kök ücreti 6 bin lira ve aşağısında olan emekliler 7 bin 500 lira ile yaşamaya mahkum edildi. Dul ve yetim maaşları AKP tarafından görmezden gelindi. 3 Mayıs’ta AKP en düşük memur maaşının 22 bin lira olacağını açıkladığında 22 bin lira 1129 dolara tekabül ediyordu, bugün ise 844 dolara tekabül ediyor, arada büyük bir erime söz konusu. Gelinen noktada en düşük emekli maaşı açlık sınırının yarısı kadar, asgari ücret açlık sınırının altında. Dul ve yetim maaşları açık sınırının yarısının da altında, en düşük memur maaşı da yoksulluk sınırının altında kalmış oldu. Memur yoksulluk sınırının üstünde bir maaş istiyor. Asgari ücretli hakkını istiyor. Alın terinin karşılığını talep ediyor. Emekli en düşük emekli aylığı asgari ücret kadar olsun istiyor, insan onuruna yakışır maaş talep ediyor. Kısacası bu ülkede herkes AKP’den hakkını istiyor. Her şeye gelen zamlarla birlikte, satın alma güçleri, emekliye verilen yüzde 25 zam sonucunda ‘sakın alma’ gücüne dönmüş durumda. Türkiye Yüzyılı diye seçim kampanyasında bahsettikleri yüzyıl; herkesin yoksulluk, memurlar dışından herkesin de açlık sınırının altında yaşadığı bir yüzyıl olmuş oldu. Ek bütçenin yükü de yine vatandaşa yüklenecek. Ekonomik soykırımın tüm hızıyla devam edecek anlamına geliyor bu ek bütçe teklifi” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Burcu Köksal, bugün TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  Köksal basın toplantısında şunları dile getirdi:

“YURTDIŞINDAN GELEN TELEFON HARCININ YÜZDE 229, EMEKLİ MAAŞININ YÜZDE 25 ZAMLANDIĞI BİR ÜLKEDE GÖRÜYORUZ Kİ YURTDIŞI TELEFON HARCI KADAR BİLE EMEKLİ MAAŞININ DEĞERİ YOK İKTİDARIN GÖZÜNDE”

“Rasyonel ekonomi paketi ile gelen Mehmet Şimşek’in de paketinden vergi artışları çıktı. Vatandaşlardan MTV olarak bu yıl 38,7 milyar lira toplamayı hedefliyorlardı, torba yasa ile birlikte bir ek MTV daha kondu. Vatandaştan bir 38,7 milyar liralık daha MTV alınması kararlaştırıldı. Buna ek olarak akaryakıtta ÖTV artışı otomatiğe bağlandı, içkide, sigarada ÖTV yüzde 14.8 oranında artırıldı. Şans oyunlarından tutun kurumlar vergisine kadar birçok kalemde vergi artışlarına gidildi. 21 yıllık iktidarın vergileri bu kadar artırması onun şahlanışı değil iflasıdır. Geniş halk yığınlarının vergi yükü altında ezildiği bir ülke haline geldik. Memura yüzde 17,55 artı 8 bin 77 liralık seyyanen zam ve emekliye de yüzde 25’lik bir zam reva görüldü. Yurtdışından gelen telefon harcının yüzde 229, emekli maaşının yüzde 25 zamlandığı bir ülkede görüyoruz ki yurtdışı telefon harcı kadar bile emekli maaşının değeri yok iktidarın gözünde. Çarşı pazarda fiyatlar yüzde 100 artarken TÜİK’in açıkladığı yüzde 38’lik enflasyona biz nasıl inanalım? Üstelik ENAG enflasyonun yüzde 108 olduğunu açıklamışken, arada neredeyse 3 misline yakın bir fark var. Gıda fiyatları son bir yılda ortalama yüzde 52,5 oranında arttı, zamlar ise en çok dar gelirli vatandaşı vuruyor. Gıdadan akaryakıta, ulaşımdan giyime, eğitimden konuta kadar hemen hemen her şeyde zam yağmuru devam edecek gözüküyor. Ekonomiyi düzelmek istiyorsanız önce gerçek enflasyonu açıklayacaksınız. Ismarlama enflasyon rakamları ile enflasyonu düşük göstererek ekonomiyi düzeltemezsiniz. Önce hastalığı doğru bir şekilde teşhis edeceksiniz, hangi evrede olduğunu tespit edeceksiniz, doğru tedavi ve doğru doz ilaç kullanacaksınız.

“TARIMI BU ŞEKİLDE BİTİRME NOKTASINA GETİREN AKP BİZİ DIŞA BAĞIMLI BİR ÜLKE HALİNE GETİRMEYE ÇALIŞIYOR”

Maaşlar, yapılan ufak zamlarla cebe girmeden eriyor, sıkıntılar çözülmüyor. Hayat pahalılığı para basılmasına rağmen vatandaşın alım gücünü silindir gibi ezdi geçti. Türk lirası dolar ve euro karşısında rekor seviyede erime gösteriyor. Şu an üretmeyen tüketen çözümü ithalatta arayan bir Türkiye’de yaşıyoruz. En çok tükettiğimiz besin maddesi ekmeğin bile ham maddesi buğday üretimi azalmış durumda. 2002 yılında 9 milyon 300 bin hektar olan buğday ekim alanı bugün 7 milyon hektara gerilemiş durumda. Tarımı bu şekilde bitirme noktasına getiren AKP bizi dışa bağımlı bir ülke haline getirmeye çalışıyor. Şu anda Isparta, Kütahya, Afyonkarahisar, Konya gibi illerde kiraz üreticileri kan ağlıyor. Kilosu 41 liraya mal olan ihracatlık kiraz bugün 20-25 liradan alıcı buluyor. Çözüm belli; ihracatlık kiraza da tıpkı organik kirazda olduğu gibi teşvik verilmesi, ihracatlık kiraz üreticisinin desteklenmesi, ama bu çözümü yıllardır AKP gündemine almıyor.

“TÜRKİYE YÜZYILI DİYE SEÇİM KAMPANYASINDA BAHSETTİKLERİ YÜZYIL; HERKESİN YOKSULLUK, AÇLIK SINIRININ ALTINDA YAŞADIĞI BİR YÜZYIL OLMUŞ OLDU”

Biz hep yerli üretim diyoruz çünkü ülkemizdeki ekonomik sıkıntıları gidermek istiyorsanız önceliği üretimi esasa alan politikalara vermek zorundayız, çiftçilerimizi desteklemek zorundayız. Toplumun hemen her kesimi ekonomik sıkıntılardan payını almış durumda. Kök ücreti 6 bin lira ve aşağısında olan emekliler 7 bin 500 lira ile yaşamaya mahkum edildi. Dul ve yetim maaşları AKP tarafından görmezden gelindi. 3 Mayıs’ta AKP en düşük memur maaşının 22 bin lira olacağını açıkladığında 22 bin lira 1129 dolara tekabül ediyordu, bugün ise 844 dolara tekabül ediyor, arada büyük bir erime söz konusu. Gelinen noktada en düşük emekli maaşı açlık sınırının yarısı kadar, asgari ücret açlık sınırının altında. Dul ve yetim maaşları açık sınırının yarısının da altında, en düşük memur maaşı da yoksulluk sınırının altında kalmış oldu. Emekli de asgari ücretli de memur da ‘insan onuruna yakışır bir maaşla yaşamak bizim hakkımız değil mi’ diye soruyor. Memur yoksulluk sınırının üstünde bir maaş istiyor. Asgari ücretli hakkını istiyor. Alın terinin karşılığını talep ediyor. Emekli en düşük emekli aylığı asgari ücret kadar olsun istiyor, insan onuruna yakışır maaş talep ediyor.  Kısacası bu ülkede herkes AKP’den hakkını istiyor. Her şeye gelen zamlarla birlikte, satın alma güçleri, emekliye verilen yüzde 25 zam sonucunda ‘sakın alma’ gücüne dönmüş durumda. Türkiye Yüzyılı diye seçim kampanyasında bahsettikleri yüzyıl; herkesin yoksulluk, memurlar dışında herkesin de açlık sınırının altında yaşadığı bir yüzyıl olmuş oldu. Meclis’e ek bütçe sunuldu. Ek bütçenin yükü de yine vatandaşa yüklenecek. Ekonomik soykırımın tüm hızıyla devam edecek anlamına geliyor bu ek bütçe teklifi.

“NİYETİNİZ CUMHURİYETİN KAZANIMLARINI YOK ETMEK Mİ? TEVHİDİ TEDRİSAT KANUNU’NU ORTADAN KALDIRMAK MI İSTİYORSUNUZ?”

Milli Eğitim Bakanlığı 2022 yılı Eylül ayında okullaşma oranına ilişkin veriler yayınladı, buna göre okul öncesi eğitimde kız öğrenciler yüzde 81,41 erkekler yüzde 81,85; ilkokulda kızlar yüzde 93,12 erkekler yüzde 93,20; ortaokulda kızlar yüzde 89,73 erkekler yüzde 89,95; ortaöğretimde kızlar yüzde 89,29 erkekler yüzde 90,3 şeklinde okullaşma oranına sahip olduğu görüldü. Ayrıca 1 Nisan’ 2023 tarihinde önceki Mili Eğitim Bakanı Mahmut Özer de Tüm eğitim kademelerinde okullaşma oranının yüzde 99 olduğunu belirtti. Yusuf Tekin’in söylemleriyle hem MEB verilerinin hem de önceki Bakan Mahmut Özer’in söylemlerinin çeliştiğini görmekteyiz. Buradan bakana soruyorum; niyetiniz cumhuriyetin kazanımlarını yok etmek mi? Tevhidi Tedrisat Kanunu’nu ortadan kaldırmak mı istiyorsunuz? Bu ülkede nasıl bir yönetim biçimini arzuluyorsunuz. Bir Milli Eğitim Bakanı olarak göreviniz, kız çocuklarının okullaşma düzeyini en üst seviyeye çıkarmak için kız okulları açmak yerine başka tedbirler almak olmalıdır. Milli Eğitim Bakanı olarak göreviniz, çocukları merdiven altı, kaçak, denetimsiz yapılara teslim etmemek olmalı, bu yapılarla mücadele etmek olmalı en önemli göreviniz.

“THY, ŞEYHİN CENAZESİNE 15 DAKİKADA BİR UÇAK KALDIRACAK İMKANA SAHİPSE DEPREMDE BÖLGEYE GİTMEK İSTEYEN KURTARMA EKİPLERİNİN ULAŞIMI NEDEN AKSADI?”

Geçtiğimiz günlerde bir tarikat şeyhi vefat etti. Cenazeye katılmak isteyenler için Türk Hava Yolları, neredeyse 15 dakikada bir uçak seferi düzenledi. Bunu gördükten sonra aklıma 6 Şubat 2023 depremi geldi. Hatay geldi, Kahramanmaraş geldi, Adıyaman geldi, Malatya geldi. Enkaz altında kurtarılmayı bekleyen vatandaşlarımız geldi aklıma, kimse var mı dediğimde yardım isteyen vatandaşların sesleri geldi kulağıma. Türk Hava Yolları, bir şeyhin cenazesine 15 dakikada bir uçak kaldıracak imkana sahipse depremde bölgeye gitmek isteyen kurtarma ekiplerinin ulaşımı neden aksadı? Bu soruya cevap verecek bir yetkili arıyorum.

“BU RET KARARI HUKUKA AYKIRIDIR, BİR AN ÖNCE BU HUKUKA AYKIRI KARARDAN DÖNÜLMESİ GEREKİYOR”

Yargıtay 3. Dairesi Can Atalay hakkındaki tahliye talebini reddetti, Anayasa Mahkemesi karanını da çiğnemiş oldu. Bu ret kararı hukuka aykırıdır, bir an önce bu hukuka aykırı karardan dönülmesi gerekiyor. Aksi halde millet iradesi yok sayılmaktadır.

“25 MİLYON DOLAR, BUGÜNKÜ KURLARLA YAKLAŞIK 650 MİLYON LİRA BU DENETİMDEN NASIL KAÇTI?”

Bir iddiaya göre Türkiye Varlık Fonu, 25 milyon doların kaybolduğunu Berat Albayrak’ın Türkiye Varlık Fonu’nun Yönetim Kurulu üyeliğine atamasından sonra ortaya çıkarıldığı iddiaları var. Berat Albayrak Eylül 2018’de Türkiye Varlık Fonu Yönetim Kurulu üyeliğine atandı, 2020 Kasım’da da bu görevden ayrıldı. Eylül 2017’de görevden alınmıştı Mehmet Bostan, bu görevden alma kayıp o 25 milyon dolarlık komisyonun Berat Albayrak tarafından ortaya çıkarılmadan önce dönemin başbakanı Binali Yıldırım tarafından biliniyor olduğuna işaret ediyor. Binali Yıldırım bu bilgiyi Recep Tayyip Erdoğan’dan gizlemiş olmalı ki daha sonra Berat Albayrak bunu ortaya çıkarmış. Cumhurbaşkanının Devlet Denetleme Kurulu’nu olayı incelemek için görevlendirme konusunda niçin 2 veya 4 yıl beklediğini merak ediyoruz. Bu dönemde ne tür pazarlıklar yapıldı, nerede bu para? Bu 25 milyon dolar, bugünkü kurlarla yaklaşık 650 milyon lira bu denetimden nasıl kaçtı, bunu soruyoruz. AKP döneminde zaten sayısız yolsuzluk yapıldı. Açık yolsuzluklar soruşturulmadı. Bu 25 milyon dolarlık yolsuzlukta acaba paylaşım sorunu çıktığı için mi bu şekilde üstü örtüldü, merak ediyoruz, bu sorunun cevabını bekliyoruz.”

Son Güncelleme: 14.07.2023 17:00
Anahtar Kelimeler:
ChpBurcu Köksal
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner15