Bulut, yılın sekiz ayında işsizlik ödeneğine başvuranların sayısının geçen yılın aynı dönemine göre 24 bin 491 kişi artarak 1 milyon 361 bin 18’e yükseldiğini, ödenek bağlananların sayısının ise 11 bin 540 kişi azalarak 645 bin 331’de kaldığını belirtti. Bulut, geçen yıl işsizlik ödeneğine başvuran her 100 kişiden 49’u ödeme alabilirken bu yıl söz konusu oranın 47’ye gerilediğini bildirdi.
“İŞSİZLİK ARTIYOR, İŞSİZİN FONA ERİŞİMİ ZORLAŞIYOR”
İşsizlik ödeneği alabilmek için işten ayrılmadan önceki son 120 gün hizmet akdine tabi çalışmış olmak ve son üç yıl içinde en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemek gibi koşulların arandığına dikkati çeken Bulut, milyonlarca vatandaşın geçim sıkıntısıyla mücadele ettiği bir dönemde işsiz kalanların destek mekanizmalarına erişiminin kolaylaştırılması gerektiğini vurguladı.
“İŞÇİNİN PARASI İŞVERENE TEŞVİK OLARAK AKTARILIYOR”
Bulut, “İşsizlik Sigortası Fonu’nun toplam varlığı son bir yılda 342 milyar lira artarak eylül sonunda 883 milyar liraya ulaştı. Fonun 2025 yılı sonundaki toplam varlığı 628 milyar lira olarak kaydedilirken bu yılın ilk sekiz ayında gelirleri 518,7 milyar liraya, harcamaları ise 264 milyar liraya çıktı. İlk sekiz ayda işsizlere yapılan ödemeler 82,5 milyar lirada kalırken aktif iş gücü programlarına 53 milyar lira, işbaşı eğitimine 29,4 milyar lira, teşvik ve destek ödemelerine ise 92,8 milyar lira harcandı” dedi.
Bulut, işsizlikle mücadele için oluşturulan bir fonun kaynaklarının önemli bölümünün teşvik ve destek ödemelerine yönlendirilmesini eleştirerek, işsizlik sigortasının öncelikle işini kaybeden emekçilerin güvencesi olması gerektiğine işaret etti.
“İKTİDARIN ÖNCELİĞİ EMEKÇİ DEĞİL, İŞVEREN”
Ekonomik krizin faturasının ücretlilere, emeklilere ve işsizlere kesildiğini belirten Bulut, vatandaşların artan hayat pahalılığı karşısında gelirleriyle geçinemez hale geldiğini, işini kaybedenlerin ise yeni iş bulana kadar ayakta kalmakta zorlandığını ifade etti.
İşçilerin primleriyle oluşan bir fonun, işsiz kalan yurttaşların yaşamını sürdürebilmesi için güçlü bir güvence sağlaması gerektiğini vurgulayan Bulut, teşvik ve destek politikalarının emekçinin haklarını ve sosyal güvenliğini gölgede bırakmaması gerektiğini belirtti.
Bulut, “Bir yanda işsiz kalan, evine ekmek götürmekte zorlanan milyonlar; diğer yanda büyüyen bir fon ve işverenlere aktarılan milyarlarca liralık teşvikler var. İşsizlik Sigortası Fonu’nun varlığı artıyor ama işsizlerin bu fondan yararlanma oranı düşüyor. Emekçi işsiz kaldığında yalnız bırakılıyor. İktidarın önceliği şirketlerin bilançoları değil, insanın geçimi ve emeğin korunması olmalıdır” ifadelerini kullandı.
