“Casusluk” Davası… İmamoğlu: “İddia makamı çıkıp deseydi ki, ‘Mevcut MİT Başkanı gelsin dinleyelim’, o zaman ‘Cesur bir iddia makamı’ derdim”

 CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Casusluk Davası'nda savcının tutukluğun devamı yönündeki mütalaasına yanıt verdi. İmamoğlu, "Eğer iddia makamı çıkıp deseydi ki, ‘Mevcut MİT Başkanı gelsin dinleyelim’, o zaman ‘Cesur bir iddia makamı’ derdim. Ya da geçmişte devletin en üst makamlarında bulunmuş insanlar, bakanlık yapmış, Cumhurbaşkanı yardımcılığı yapmış isimler gelsin, dinlensin deseydi, ‘Evet, burada bir ciddiyet arayışı var’ derdim. O zaman bir mantık kurulabilirdi. Ama bunların hiçbiri yok. Çünkü mesele hakikati ortaya çıkarmak değil. Bu insanlar gözü dönmüş bir şekilde hareket ediyorlar. Eğer bana tutuklamanın devamı yönündeki mütalaaya karşı ne diyeceğim soruluyorsa cevabım çok nettir: Sayın Necati Özkan ve Sayın Merdan Yanardağ tahliye edilmelidir” dedi.

13 Mayıs 2026 Çarşamba 12:16
“Casusluk” Davası… İmamoğlu: “İddia makamı çıkıp deseydi ki, ‘Mevcut MİT Başkanı gelsin dinleyelim’, o zaman ‘Cesur bir iddia makamı’ derdim”

Ekrem İmamoğlu, duruşma savcısının sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesine ilişkin ara mütalaasına karşı söz aldı.

"İDDİA MAKAMI NE YAZIK Kİ SİYASİ İKTİDARA BAĞLI BİR OFİS GİBİ ÇALIŞMAKTADIR"

İmamoğlu, iddia makamının, aynı pozisyonunu, aynı rolünü koruduğunu, aynı kara düzenin devam ettiğini belirterek, "İddia makamı ne yazık ki siyasi bir iktidara bağlı bir ofis gibi çalışmaktadır. Bunu açıkça ifade etmek isterim" diye konuştu.

Bu siyasi davanın, iktidarını korumak isteyen bir zihniyetin, yargı içerisindeki aparatlarıyla hazırladığı bir kurgu olduğunu söyleyen İmamoğlu, şunları kaydetti: 

"Üstelik kötü bir kurgudur. Gerçekten absürt, gerçekten akıl dışı bir tabloyla karşı karşıyayız. Ne bir delil ne de somut bir beyan olmayan bir yerde, 'deliller ortada' diyebilen bir iddia makamının gerçek dışı bir süreç yürüttüğü de ortadadır. Aslında bu işin aylar öncesinden nasıl planlandığını, kapalı kapılar ardında nasıl konuşulduğunu, bazı insanlara 'casusluk dosyası hazırlanıyor' denilerek nasıl gözdağı verildiğini daha dün başka salonlarda da dinledik, hâlâ dinlemeye devam ediyoruz. Dolayısıyla şaşırmadığımı ifade etmek istiyorum. Ancak aynı zamanda büyük bir üzüntüyle, Yüce Türk yargısının bu şekilde itibarsızlaştırılmasına katkı sunan bu yaklaşımı da esefle kınıyorum. Tekrar ediyorum Sayın Başkan; bu iddianame gerçekten bir hukuk cinayetidir. Lütfen bu tespitimizi dikkate alın. Bu iddianame; bir iftiraname, bir gıybetname, bir menfaatname, bir terfiname… Kısacası gerçekten bir hukuk cinayetidir. Yazıktır, günahtır; bu memlekete günahtır.

Bu iddianameyi hazırlayanlar kötü niyetlidir. Talimat doğrultusunda hareket eden, her şeyi yapabilecek, her türlü baskıyı ve hukuksuzluğu uygulamaya hazır insanlardır. Onlar için önemli olan şey talimat, menfaat ve elde edecekleri makamdır. Nitekim bir kısmı açısından bu hedeflere ulaşıldığını da görüyoruz; kimi bakan olmuş, kimi bakan yardımcısı, kimi genel müdür, kimi başka görevlere gelmiş. Peki mesele bu mudur? Yaşadığımız Türkiye bu mudur? Bu ülke bunun için mi kuruldu? Cumhuriyet bunun için mi var? Biz bunun için mi büyüdük? Sizler bunun için mi o koltuklarda oturuyorsunuz, bizler bunun için mi buradayız? Ama şükürler olsun ki bütün bu düzenin karşısında duran insanlar da var. Belki bir avuç kadarlar ama varlar. Bugün burada yaşanan tabloyu da bu küçük ama vicdanlı insanların duruşu ayakta tutmaktadır.

Daha önce de ifade ettim; bu iddianameyle yapılmak istenen şey açıktır: 'Ekrem İmamoğlu’nu siyaseten imha edelim, bunun devamı için yeni dosyalar üretelim. Necati Özkan’a ek tutuklama yaratalım. Merdan Yanardağ’ın kanalına çökelim. Fırsat bulursak onu da başka birine devredelim' Mesele budur. Manzara bu kadar acıdır."

"BURADAN NASIL BİR MASAL ÇIKARILMAYA ÇALIŞILDIĞINI BİLİYORUM"

Duruşmada insanların anlattıklarını büyük bir üzüntüyle dinlediğini, iddia makamının bunları nasıl dinlediğini, ne anladığını, nasıl yorumladığını tahayyül etmenin mümkün olmadığını ifade eden İmamoğlu, şöyle konuştu:

"Siz çok kutsal bir makamda oturuyorsunuz Sayın Başkan, Sayın Heyet. Geçenlerde bir avukat bu makamı tarif ederken şunu söyledi: 'Bu makam öyle bir makam ki, kimseye bağlı olmaması gereken, yalnızca hukuka bağlı olan bir makamdır' Gerçekten de öyledir. Siz 86 milyon insan adına karar veriyorsunuz. Hiçbir etkinin altında kalmamanız, hiçbir talimat almamanız gereken bir makamdasınız. İşte tam da bu nedenle, temsil ettiğiniz bu koltukta; bu ağır hukuksuzluğa, bu bir avuç muhterisin işlediği suça ortak olmamalısınız. Hem şahsınız adına, hem bu millet adına hem de bu milletin geleceği adına bu zulmü bir an önce bitirmelisiniz. İki gündür tüm detayları dinlediniz. Ben buradan yine bir masal çıkarılmaya çalışılacağını biliyorum ama sizlerin bir masal dinlemediğinizin de farkındayım. Lütfen bizi yanıltmayın.

Sayın Başkan, Sayın Heyet; daha hangi bilgiye ihtiyacınız var? Gerçekten soruyorum, geçelim artık. Eğer iddia makamı çıkıp deseydi ki, 'Mevcut MİT Başkanı gelsin dinleyelim', o zaman 'Cesur bir iddia makamı' derdim. Ya da geçmişte devletin en üst makamlarında bulunmuş insanlar, bakanlık yapmış, Cumhurbaşkanı yardımcılığı yapmış isimler gelsin, dinlensin deseydi; 'Evet, burada bir ciddiyet arayışı var' derdim. O zaman bir mantık kurulabilirdi. Ama bunların hiçbiri yok. Çünkü mesele hakikati ortaya çıkarmak değil. Bu insanlar gözü dönmüş bir şekilde hareket ediyorlar. Menfaatleri doğrultusunda her şeyi yapabilecek durumdalar. Dediğim gibi; makam, mevki, terfi ya da iktidar zinciri içerisindeki konumlarını korumak adına hareket ediyorlar. Kendilerini dokunulmaz sanıyor olabilirler. Ama buradan açıkça söylüyorum: Kimse dokunulmaz değildir. Kimse sonsuza kadar dokunulmaz kalamaz. Gün gelir herkes millet huzurunda hesap verir. Bunun istisnası yoktur. Bu süreçte İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı eliyle yürütülen bütün bu hukuksuz işlemlerde; imza atanlar, talimat verenler, sürecin içinde yer alan herkes anayasal düzeni zedeleyen bir sorumluluğun altındadır. Ve ne yazık ki bunu sürdürmeye devam etmektedirler."

"BİRİLERİ HUKUKA TEKME VURUYOR OLABİLİR AMA SİZ BUNU YAPMAMALISINIZ"

Ekrem İmamoğlu, bugün milletin büyük çoğunluğunun, artık yargıya güven duymadığı için "Allah beni mahkemeye düşürmesin" diye dua ettiğini, insanların bu hale gelmesine sebep olan tabloya heyetin seyirci kalmaması gerektiğini söyledi. İmamoğlu, şöyle devam etti:

"Birileri hukuka tekme vuruyor olabilir ama siz bunu yapmamalısınız. Tekrar ifade ediyorum: Bu süreçte hareket eden bu muhteris anlayış, yalnızca bireylere değil; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurumlarına da zarar vermiştir. Sanki bu ülkede Milli İstihbarat Teşkilatı yokmuş, bakanlıklar yokmuş, Cumhurbaşkanlığı makamı yokmuş gibi davranılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi gibi köklü bir kurum itibarsızlaştırılıyor. Bu anlayış, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurumlarını aşağılıyor, itibarlarını zedeliyor ve ülkenin hem ulusal hem uluslararası güvenilirliğine zarar veriyor. Ben burada bunları anlatırken dönüp Savcı Bey’e kişisel olarak bir şey söylemiyorum. Çünkü o metinlerin nasıl yazıldığını, nasıl not edildiğini, nasıl hazırlandığını çok iyi biliyorum. Ben bunu yaşadım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde görev devraldığım dönemde insanların nasıl suskun hale getirildiğini gördüm. Yöneticilerime ilk söylediğim şey şuydu: 'Fikri hür, vicdanı hür olun. Bana itiraz edin, beni eleştirin, yanlışımı söyleyin. Siz kendi alanınızın uzmanısınız; ben sizin bildiklerinizi bilemem' Çünkü doğru olan budur. Ama başka bir anlayış var. 'Benim talimatımın dışına çıkamazsınız. Ben yoksam susacaksınız' diyen bir anlayış… İşte ben o yönetim kültürünü birebir yaşadım. İnsanların konuşamadığını, başını öne eğmek zorunda bırakıldığını gördüm. Ama hiçbir anne baba evladını böyle olsun diye yetiştirmez. İşte bugün de sırf Ekrem İmamoğlu’nu suçlayabilmek adına; istihbaratıyla, bakanlıklarıyla, devlet kurumlarıyla bu ülkenin kurumlarını aşağılayan bir iddianame yazıldı ve hâlâ savunuluyor. Savunsunlar…"

"MÜTALAAYA KARŞI CEVABIM ÇOK NETTİR: SAYIN NECATİ ÖZKAN VE SAYIN MERDAN YANARDAĞ TAHLİYE EDİLMELİ"

Ekrem İmamoğlu, durumun artık sadece kötü bir davaya dönüşmediğini, aynı zamanda bu sürecin, yurttaşları ekmeğinden ettiğini belirterek, "Şu anda burada görülen bu davaların, yan salondaki davaların ve benzerlerinin ülkedeki enflasyonla doğrudan ilgisi vardır. Bu ülkenin ürettiği ekmekle, insanların sofrasına koyduğu lokmayla doğrudan ilgisi vardır. O ekmeğin nasıl paylaşılacağıyla da doğrudan ilgisi vardır" diye konuştu.

Yaklaşık 14 aydır bu ülkede yaşananların maliyetinin 250 ila 300 milyar dolar arasında olduğunun söylendiğini vurgulayan İmamoğlu, şunları söyledi:

"Bunu ben değil; Türkiye’nin ve dünyanın saygın ekonomistleri söylüyor. Ekonomi neden düzelmiyor? Avrupa’da enflasyonda son sıradayız, dünyada ilk sıralardayız. Çünkü hukuk yoksa güven olmaz, güven olmazsa yatırım olmaz, yatırım olmazsa refah olmaz. Dolayısıyla toplum sadece adaletsizliğe mahkûm edilmiyor; aynı zamanda insanların ekmeği çalınıyor. Yurttaşlarımız işinden, huzurundan, mutluluğundan ve geleceğinden mahrum bırakılıyor. Siyasal iktidar, meşruiyetini kaybetmeye başlayan mevcut düzenini korumak için harekete geçmiş ve bu doğrultuda önümüze birbiri ardına davalar koymuştur. Huzurdaki davanın amacı da Türkiye’yi demokrasiden koparma pahasına bir kişinin koltuğunu korumaktır. Ama olmaz. Dünya fanidir. Yarın ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz. Demokraside koltuk kimsenin değildir; süresi vardır ve günü geldiğinde bırakılır. Ben yıllardır hep aynı şeyi söyledim: 'İnşallah insanlar giderken arkalarından kötü konuşulmadan giderler.' Çünkü bu ülkenin başındaki hiç kimsenin zedelenerek gitmesi beni mutlu etmez. Tarihte bunun kötü örnekleri vardır ve kara lekeler olarak kalmışlardır. Ama bugün maalesef Türkiye o yöne doğru sürükleniyor. Bu nedenle artık şu soruları sormak gerekiyor: Türkiye’nin gerçekten bir anayasası var mı? Türkiye demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti midir? Bunlar artık yalnızca siyasetçilerin değil; bu ülkeden sorumlu her yurttaşın sorması gereken sorulardır. Bana tutuklamaya karşı beyanım soruldu. Böyle bir iddianameyle, tamamen siyasi saiklerle hazırlanmış böyle bir dosyada neyin tutuklaması Allah aşkına? Gerçekten neyin tutuklaması? Böyle trajikomik bir durum olabilir mi? Yazık. Gerçekten yazık."

"BU MÜCADELENİN SONUNDA KAZANAN MİLLET OLACAK"

İmamoğlu, tutuklamanın, sadece burada yargılanan insanlara zarar vermediğini, aynı zamanda yargı kurumunun kendisine, toplumun adalet duygusuna, toplumsal barışa ve huzura zarar verdiğini kaydetti.

İnsanların yıllardır, mezheple, yaşam tarzıyla, inançla bölündüğünü söyleyen İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: 

"Ben bunu çok iyi biliyorum. Çünkü çocukluğumdan beri çok farklı insanlarla bir arada büyüdüm. Böyle bir bölünmenin bir aileyi bile nasıl parçalayabileceğini bilen biriyim. Ama bu ülke bile bile kutuplaştırıldı. İnsanlar birbirine yabancılaştırıldı. Bugün 40 yıllık bir gazeteciyi, 42 yıllık bir iletişimciyi 'casusluk' ve 'vatan hainliği' suçlamalarıyla tutuklamak; toplumun vicdanında karşılığı olmayan bir şeydir. İnsanlar buna üzülüyor ama aynı zamanda inanılmaz buldukları için acı acı gülüyorlar. Evet, bu ülkenin tarihinde yazarların, gazetecilerin, akademisyenlerin, aydınların baskı gördüğü dönemler olmuştur. Ama aynı tarihte onların buna karşı onurlu bir direniş gösterdiği de görülmüştür.

Şunu açıkça ifade edeyim: Biz de bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. Ve inanıyorum ki bu mücadelenin sonunda kazanan millet olacaktır. Eğer bana tutuklamanın devamı yönündeki mütalaaya karşı ne diyeceğim soruluyorsa cevabım çok nettir: Sayın Necati Özkan ve Sayın Merdan Yanardağ tahliye edilmelidir. Benim tutuklamaya ilişkin görüşüm budur. Türk yargısının şerefli ve namuslu mensupları olarak bu yüz kızartıcı tablodan bu milleti kurtarmak zorundasınız. Çünkü bu yükle insan başını yastığa rahat koyamaz. Bu ülkenin rayından çıkmış yargı düzeninin yeniden düzelmesine katkı sunmak zorundasınız. Hukukun, adaletin ve vicdanın onurunu koruyun. Bu salonda görülen dava sıradan bir dava değildir. Bu yalnızca uydurma bir casusluk ya da vatana ihanet davası değildir. Bu dava, doğrudan doğruya bu milletin geleceğiyle, demokrasiyle ve hukuk devletiyle ilgilidir. Bu nedenle sizlerden ricam; bu ızdıraba, bu eziyete ve bu utanç verici tabloya artık son vermenizdir."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.