CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, partisinin Avcılar İlçe Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi.
Avcılar ilçesinin yerel seçimde çok yüksek bir oy oranıyla Utku Caner Çaykara'yı belediye başkanı seçtiğini belirten Emre, "Utku Caner Çaykara, partimizin gençlik kollarında yetişmiş pırıl pırıl bir evladı. Geçtiğimiz hafta, Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilinen davada mütalaa açıklandı ve bu mütalaada açıklandığı şekliyle adeta sudan sebeplerle henüz daha belediye başkanı seçilmeden bir aracı aldığı ve seçim kampanyasında kullandığı iddiasıyla hakkında ağır cezalar isteniyor” diye konuştu.
Türkiye’nin bir süredir yargı eliyle yönetildiğini belirten Emre, “Son yerel seçimden bugüne kadar halkın seçtiği yerlerdeki yüzde 33’lük bir kesimde halk iradesinin hilafına bir yönetim var. Ama kayyum yönetimi var ama görevden alma var, uzaklaştırma var. Ve üçte birlik bir kesimde halk iradesi gerçekleşmemiş durumda. Biz bu kirli siyaseti reddediyoruz. Bugün özellikle AK Parti içerisindeki bir kliğin şantajla, tehditle, baskıyla Türkiye siyasetini dizayn etmesini reddediyoruz. Hazırlanan kumpaslar, iftiralar ortaya çıktı ki Adalet Bakanlığı basın birimi üzerinden servis edilmeye çalışılıyor. Sorsanız herkese, ‘aile kutsal’ denir. Ama iş öyle bir noktaya geldi ki insanların ailesel ilişkileri, mahrem görüntüleri üzerinden insanları iftiracılığa zorlayan bir süreci yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
AK PARTİLİ VEKİLE FAKİRLİK BELGESİ TEPKİSİ
Türkiye’nin ekonomi, eğitimi, sosyal yaşam gibi birçok başlıkta kötü durumda olduğunu belirten Emre, şunları söyledi:
“Bu durumu düzeltmek yerine kendi iktidarını kaybettiğini gören AK Parti iktidarı insanların yatak odalarından, eşleriyle olan mahrem görüntülerinden medet ummaktadır. Biz bu kumpasların karşısında yılacak değiliz. Yurttaşlarımızla birlikte saha çalışmalarımızda ama Meclis’te ama o kumpas davalarında ama basın toplantılarında gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz.
Bize yönelik bu kadar iftiranın atıldığı bir dönemde, içinde bulunduğumuz kara düzen açısından ibretlik bir tablo ortaya çıktı. Partimizin Ankara Milletvekili Sayın Umut Akdoğan, bir skandalı ortaya çıkardı. AK Parti'nin Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy, bir mahkeme harcını ödememek için eşine muhtarlıktan fakirlik belgesi almış. Özür dilemiş de özrü kabahatinden beter. Bize yönelik kumpas davalarına atıf yapan konuşma yapıyor. Sen göz göre göre mahkemeden eşine fakirlik belgesi almak için başvuru yapmışsın, ortaya çıkmış. Milletvekilinin maaşı 450 bin 854 lira. Bu arkadaş fakirse yurttaşlar ne yapacak Allah aşkına? Siz nasıl utanmadan böyle bir şeyin içine girebilirsiniz? Baktık, bu kişi ne iş yapıyor? Mali müşavir. Bu kişi daha önce partisinde farklı görevlerde bulunmuş, Aksaray'da belediye başkan yardımcılığı, belediye başkan vekilliği, belediye meclisinde görevler almış, Aksaray İl Başkanlığı yapmış; gelmiş, milletvekili olmuş ve bu kişi fakir. İçinde bulunduğumuz kara düzenin gerçekten ibretlik hali. Bilinçaltında ne var biliyor musunuz? ‘Ben iktidarım. İster çalarım, ister hırsızlık yaparım, ister yolsuzluk yaparım. Nasıl olsa yargı bizim yargı kolları. Bize ne olacak ki? Kim bizim ailemizden hesap sorabilir?’
Ellerinde mercekle partimizde kusur arayan, mahrem görüntülerden medet uman, iftiracıların ifadelerini günlerce tartışanlara şu soruyu sormak lazım: Gidin de AK Partisi'nin genel merkezindeki basın toplantısına sorun. Siz bu kişinin istifasını alacak mısınız? Bir disiplin süreci işletecek misiniz? Aynı kişi pek Meclis’te varlık gösterdiğini görmezsiniz. Genelde birkaç isim hariç AK Parti'de oylamada parmak kaldırır, parmak indirir. Çoğu neye oy verdiğini bilmez. Bu kişinin bir kanun teklifinde imzası var. Emeklilere reva görülen en düşük emekli maaşı teklifinde imzası var. Sen 450 bin lirayla ‘fakirim’ demişsin. Bu emekli, bu maaşla nasıl geçinecek? Sen böyle bir imzayı nasıl attın?”
YENİ ANAYASA TARTIŞMASI
Türkiye’de Anayasa’nın açık hükümlerine uyulmadığı bir düzen olduğunu belirten Emre, şöyle devam etti:
“Adalet Bakanı çıkıp diyor ki ‘Ülkemizin sivil bir Anayasa’ya ihtiyacı var.’ Hemen peşine Sayın Erdoğan da aynı şarkıyı söylemeye devam ediyor. Her nasılsa bu iktidar geldiğinden beri 25 yıldır Anayasa’yı düşürmüyorlar. Yaptıkları Anayasa değişiklikleriyle Türkiye uçurumun kenarına geldi. Hala da ‘Anayasa’ deyip duruyorlar. Böyle bir ortamda sanki bir toplumsal mutabakat sözleşmesi yapılmasına olanak varmış gibi sürekli Anayasa’dan bahsediyorlar. Siz önce şu zihniyetinizi düzeltin, önce milli iradeye saygı gösterin, önce kazanamadığınız yerlerdeki seçilen isimleri düşman ilan etmeyi bırakın; mahkeme kararlarına uyun, AİHM kararlarına uyun, AYM kararlarına uyun, hukukun üstünlüğüne uyun, Türk Ceza Kanunu'na uyun, Ceza Mahkemesi Kanunu'na uyun; ondan sonra Anayasa’dan bahsedin.”
“CASUSLUK” DAVASI DEĞERLENDİRMESİ
CHP Sözcüsü Zeynel Emre, geçen hafta Silivri’de görülen “casusluk” davasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Emre, "O dosyanın iki anlamı var. Bir: Sayın İmamoğlu için bir yedek tutuklama. ‘Ola ki mahkeme vicdana gelir, tahliye eder. Bir yedek tutuklama yapalım.’ İkincisi de Tele1'e çökmek" dedi.
Casusluk davası sanığı Hüseyin Gün'ün duruşmada, "Ben CHP’li hiçbir belediyeyle, hiçbir yetkili, hiçbir kurumla PR çalışması için anlaşma yapmadım. Ama AK Parti'yle yaptım ve dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından görevlendirildim yurt dışında" dediğini hatırlatan Emre, şöyle devam etti:
"Ortada başarının cezalandırıldığı ve düşmanlaştırıldığı bir süreç var. CHP başardı. İstanbul il örgütü başardı. Ekrem İmamoğlu başardı. İstanbul'da 26 ilçe belediyesi ve büyükşehir belediyesi farklı alındı. İstanbul'un 32 ilçesinde Sayın İmamoğlu ipi önde göğüsledi. Cezalandırılmak istenen tam da budur. Bu davada da üzerinden dokuz ay geçmiş, sanki toplanacak delil varmış gibi sudan gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar verdiler. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yargı eliyle insanların malına-mülküne çökme yoktu. Şimdi bir kimse hakkında soruşturma açıyorsunuz. TMSF mallarına el koyuyor. Daha yargılaması bitmeden ne masumiyet karinesi dinleniyor ne başka bir şey dinleniyor. Önce adliye, sonra TMSF, oradan yandaşa peşkeş. Sayın Merdan Yanardağ söyledi, 10 milyon dolar değeri olan bir kanalın 500 bin dolara satışı söz konusu. Merdan Yanardağ’ın kendi adına bile değil kanal. Sanki bir kanal aracılığıyla da casusluk yapılabilirmiş gibi.”
TUTUKLU BELEDİYE BAŞKANLARI VE ETKİN PİŞMANLIK TARTIŞMASI
Emre, tutuklu Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe ve hakkında bir yılın ardından hazırlanan iddianameye ilişkin ise şunları söyledi:
"Aslında Hakan Bahçetepe'nin de suçsuz olduğunu biliyor pekala iktidar. Ama biliyorsunuz Gaziosmanpaşa büyük rant bölgesi. Oradaki ranttan vazgeçemediklerinden sudan sebeplerle içeride tutmaya devam ediyorlar. Üçüncü bölgede Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgül, yedi dönemlik efsane başkan tutuklu. Yerine bir başka kişi seçildi başkan vekili. Bir süre sonra o da tutuklandı Ahmet Şahin. Şimdi Ahmet Şahin ile ilgili bir iddiada bulunuyorlar. Diyor ki İBB iddianamesinde, ‘Ahmet Şahin, Ekrem İmamoğlu suç örgütü tarafından Bakırköy Belediye Meclis Üyesi yapılmış.’ Adam Bakırköy Belediye Meclis Üyesi değil, Büyükçekmece Belediye Meclis Üyesi. İBB dosyasında çok başarılı bürokratların cezaevine atıldığını görüyoruz. Bunlardan biri de Arif Gürkan Alpay. Bu dosyalarda kanunda yazmayan uygulamalar var. Arif Gürkan Alpay, 26 Nisan 2025 tarihinde gözaltına alınıyor, dört gün Vatan’da kalıyor, adliyeye çıkartılıyor, adli kontrol şartıyla yurt dışı çıkış yasağıyla serbest bırakılıyor. 23 Mayıs 2025 tarihinde ikinci kez, yine sabahın köründe gözaltına alınıyor.
Bir soruşturmada bir şüpheli bir kez gözaltına alınmış, mahkemece serbest bırakılmışsa hakkında yeni delil çıksa bile onu gözaltına alamazsın. Ancak savcının huzuruna getirirsin. Savcı ikinci kez ihtiyaç varsa ifadesini alır. Bu adamı siz ne hakla sekiz gün gözaltında tuttunuz? Şimdi bir yıldır tutuklu. Diyorlar ki ‘Halkalı Kirazlı Metro Hattı ihalesi.’ Yapıldığı dönemde bu adam görevde değil. Bizim kanunda, ‘Herhangi birinin akrabası olmak suçtur’ diye bir madde var mı? ‘Herhangi birinin arkadaşı olmak suçtur’ diye bir kanun maddesi var mı? Siz Sayın İmamoğlu’nu tutukluyorsunuz. Yetmiyor. Cevat Kaya, Dilek İmamoğlu'nun abisi. Belediyede bir görevi yok. Tekstil işiyle uğraşıyor. Hiçbir belediye ihalesine girmemiş. 143 eylem var, hiçbir yerde suçlanmıyor. Ama içeride yatılıyor. Niye? Kayınbirader. Tıpkı diğer kayınbirader gibi. Sayın Dilek İmamoğlu'nun iki abisi de sırf eşi Ekrem İmamoğlu diye tutuklu. Yetmiyor. Sırf arkadaşı oldukları için tutuklananlar var. Buradan seslenelim: Gidin kanun yapın. Deyin ki ‘Sayın İmamoğlu'nun akrabası olmak suçtur. Sayın İmamoğlu'nun arkadaşı olmak suçtur.’
Dosya sanıklarından Murat Kapki diyor ki ‘Tehdit edildim. Ben Karaköy ve Kadıköy'deki açık hava reklam alanlarını Ali Yerlikaya vekalet ederken geçici belediye başkanıyken aldım. Ekrem Başkan gelince iptal etti. Ben etkin pişmanlık kapsamında daha önce verdiğim ifadelerin hiçbirini kabul etmiyorum. Savcılık beni eşimin tutuklanmasıyla tehdit etti. Tahliye olma umuduyla da yalan ifade verdim. Savcı bana söylemeye başladı. Ben de öyle duymuştum diye dedim. Haberlerden duyduklarımı söylemeye başladım. Ben ne itirafçıyım ne etkinim ne de pişmanım. Ben suçsuz yere iftira atılmış, kardeşi tutuklanmış, karısı gözaltına alınmış, tahliye umuduyla savcılara güvenmiş, tüm mal varlığına el konulmuş ve kandırılmış bir insanım. Artık yetti.’ Bunun gibi dosyada onlarca kişi var."
CHP Sözcüsü Emre, Türkiye'de gerçek anlamda habercilik yapmaya çalışan insanların da hedef gösterildiğini, bunlardan birinin de gazeteci İsmail Arı olduğunu, Arı'nın 57 gündür tutuklu bulunduğunu söyledi. Emre, "İddianamesi çıktı. Suçlama gerekçesi şu: ‘Vakıflara usulsüzce kamu kaynaklarına aktarılarak amacı dışında kullanıldığına dair yanlış itibarlar uyandırması muhtemel yanıltıcı bilgiyi alenen yaydığı muhtemel. Yanlış intiba uyandırması muhtemel.’ Bir ihtimalden ötürü bir gazeteci tutuklanır mı? Bir gazetecinin cezalandırılması bir delile değil de bir ihtimale dayalı yapılabilir mi?" diye sordu.
EKONOMİDEKİ DURUM VE ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI
Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon tahmini revizesine ilişkin konuşan Emre, şunları söyledi:
“Dünya genelinde yüzde 4,3 olan bir enflasyon üzerinde biz bunun 10 katı seviyesindeyiz. Kim eziliyor? Asgari ücretli, emekli, memur. Bunlara bir ara zam gerekmez mi? 11 milyon kişinin aldığı 28 bin liranın zaten 4 bin lirası eridi. Bizde asgari ücret bir başlangıç maaşı olmaktan çıktı. Bizde artık ortalama ücrete dönüştü. Karşımızda şu nakaratları duyuyoruz: ‘Her şey güllük gülistanlık. Dünyaya hükmeden bir liderliğimiz var. Herkes bizi kıskanıyor.’ Buradan halkımıza bir kez daha sesleniyorum: Lütfen gerçeklerin peşinden gidin, gerçekleri arayın, yalana, propagandaya inanmayın. Toplumun yüzde 83,6’sı mevcut ekonomi politikalarını başarısız bulunuyor. Bu oran CHP’lilerde yüzde 99. Bu oran AK Parti'de yüzde 67,7. Bu oran MHP'de yüzde 72,7. Öyleyse sizi kötü yönettiğini bildiğiniz bir iktidarın devamını niye isteyesiniz? Bir an evvel bu ülkeye erken seçim gelmesi lazım. Bütçe sadece ilk dört ayda 758 milyar TL açık vermiş. Geçen yıla göre açık verme oranı yüzde 94 artmış. Çünkü hukuk güvenliği yok, çünkü yargı araçsallaştırılmış durumda, çünkü yatırımcılar Türkiye'ye gelmek istemiyor, çünkü bu iktidar halk iradesini çiğniyor ve bütün bunlar ekonomide olumsuz sonuçlara yol açıyor.
CHP bu yağma düzenine ‘dur’ dediği için hedef. CHP bu ülkenin birinci partisi olduğu için hedef. CHP kurulan onca iftira ve kumpasa rağmen parti örgütleriyle, seçilmişleriyle bir arada durmayı becerdiği için hedef. CHP’nin adayı açık ara kazanıyor gözüktüğü için hedef. Ama siz ne yaparsınız yapın elbette bu milletin önünde sandık gelecek. Ve bu millet kendisini soyanları değil, kendisi için bedel ödeyenlere, kendisi için daha güzel bir gelecek inşa edenlere, kendisi için mücadele edenlere oy verecek, göreceksiniz. Bizler de o güne kadar 19 Mayıs ruhuyla mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz biliyoruz ve inanıyoruz ki bu ülke hanedanlık olmayacak. Elbette milli egemenliğe dayalı, gerçek anlamda halk iradesi kurulacak. O nedenle halkı soyanlar korksun.”
