Ebrar Sitesi K Blok'a ait yeni bilirkişi raporu: Zemin araştırması yapılmadan imara açıldı

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde 76 kişinin yaşamını yitirdiği Ebrar Sitesi K Blok dava dosyasına, yeni bilirkişi raporu girdi. ANKA Haber Ajansı'nın ulaştığı raporda, belediyenin yapı ve proje kontrol birimlerinin yanı sıra, "bölgenin gerekli zemin araştırmaları yapılmadan ve tedbir alınmadan imara açılmasından sorumlu birimler"in de "asli kusurlu" olduğu tespit edildi. Ebrar Sitesi'nde yakınlarını kaybeden Fatma Irmak, "Dosyamız şunu açıkça söylüyor, yaşanan şey beklenmeyen bir yıkım değil, izin verilen bir yıkımdır. Bilirkişi raporları bu gerçeği tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır" dedi.

22 Ocak 2026 Perşembe 12:30
Ebrar Sitesi K Blok'a ait yeni bilirkişi raporu: Zemin araştırması yapılmadan imara açıldı

 Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde 76 kişinin yaşamını yitirdiği Ebrar Sitesi K Blok dava dosyasına, yeni bilirkişi raporu girdi. ANKA Haber Ajansı'nın ulaştığı raporda, belediyenin yapı ve proje kontrol birimlerinin yanı sıra, "bölgenin gerekli zemin araştırmaları yapılmadan ve tedbir alınmadan imara açılmasından sorumlu birimler"in de "asli kusurlu" olduğu tespit edildi. Ebrar Sitesi'nde yakınlarını kaybeden Fatma Irmak, "Dosyamız şunu açıkça söylüyor, yaşanan şey beklenmeyen bir yıkım değil, izin verilen bir yıkımdır. Bilirkişi raporları bu gerçeği tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır" dedi.

6 Şubat depremlerinin simgelerinden Ebrar Sitesi'nde, depremin ilk saniyelerinde 18 blokun yıkılması sonucu bin 480 kişi hayatını kaybetti ve her bloğa ilişkin davalar ayrı ayrı görülüyor.

76 kişinin hayatını kaybettiği Ebrar Sitesi K Blok'un yıkılmasına ilişkin, Ebrar Sitesi'nin kurucusu Tevfik Tepebaşı'nın da aralarında bulunduğu 7 sanık ile binanın yapıldığı dönemde görev yapan Kahramanmaraş Belediyesi İmar İşleri Müdürü Fahri Yiğitoğlu ve İmar İşleri Müdür Yardımcısı Hacı Mehmet Güner'in de dahil olduğu 9 kişi hakkında, "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan dava açıldı ve iki dosyanın birleştirilmesine karar verildi.

Konya Teknik Üniversitesi'nden 7 akademisyen tarafından hazırlanan bilirkişi raporu dava dosyasına girdi.

ANKA Haber Ajansı muhabirinin ulaştığı raporda, müteahhidin "asli kusurlu", statik proje müellifi ile fenni mesullerin "tali ve tali/asli kusurlu", belediyenin yapı ve proje kontrol birimleri ile "bölgenin gerekli zemin araştırmaları yapılmadan ve tedbir alınmadan imara açılmasından sorumlu birimler"in de "asli kusurlu" olduğu tespit edildi. 

"Zorunlu olan zemin etüdünün yapılmadığı..."

Raporun sonuç bölümünde şu ifadelere yer verildi:

"Soruşturma dosyası üzerinden yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, söz konusu binanın, ilk ruhsat ve statik proje tarihlerinde yürürlükte olan (ABYYHY-1998) yönetmelik esaslarına büyük oranda uyularak projelendirildiği, ancak ilgili tarihte zorunlu olan zemin etüdünün yapılmadığı, yapıda özellikle bodrum, zemin ve asma katta yapılan mimari tadilatlar için yeni bir betonarme projenin yapılmadığı ancak bu şekilde binaya yenileme ruhsatı verildiği, yapının son mimari projesine göre betonarme proje olmaksızın nasıl ve ne şartlarda imal edildiğinin bilinmediği, mevcut betonarme projede bölge için kabul edilmesi gereken zemin emniyet gerilmesinin aşıldığı, ancak taşıyıcı sistem elemanlarının önemli kısmında kesit ve donatı yetersizliği bulunmadığı tespit edilmiştir. Bununla beraber kısıtlı saha gözlemleri sonuçlarına göre etriye kancalarının olmaması gibi verilerin yapının imalatı sırasında gerekli mühendislik hizmeti almadığının da ayrı bir göstergesidir.

Ayrıca, binada, 6 Şubat 2023 saat 04.17'de meydana gelen Mw-7.7 büyüklüğündeki depremin oluşturduğu yükün, yapının tasarım aşamasında geçerli olan yönetmelik koşullarını geçmediği de görülmektedir. Bunlara ilave olarak, Ebrar Sitesi K Blok'un bulunduğu bölge ile ilişkili olarak yapılan ve yukarıda kısaca özetlenen raporların teknik heyetimizce değerlendirilmesi sonucunda yapının bulunduğu bölgenin imar açısından yerleşime uygun olmayan alan olarak değerlendirilebileceği, yerleşime uygun hale getirilmesi için zeminle ilgili daha kapsamlı ve özel çalışmaların yapılması gerektiği, temel altı zemin ortamında mutlaka zemin iyileştirme çalışmalarının yapılması gerektiği kanaatine de ulaşılmıştır."

"Bilim bugün varsa, neden biz öldürülmeden önce yoktu?"

Ebrar Sitesi'nde yakınlarını kaybeden Fatma Irmak, süreci şöyle değerlendirdi:

"Biz Ebrar Sitesi'nde 1480 canımızı kaybettik. Bu nedenle 6 Şubat'ta yıkılan yalnızca binalar değildi; 1480 canımızla birlikte, yıllardır göz göre göre kurulan bir ihmaller düzeni de çöktü. Ebrar Sitesi, bu yönüyle tek bir alanda yaşanmış en büyük sivil kayıplardan birinin adresi haline geldi. Ve bugün dosyamız şunu açıkça söylüyor, yaşanan şey beklenmeyen bir yıkım değil, izin verilen bir yıkımdır. Bilirkişi raporları bu gerçeği tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.

Rapora göre; müteahhit, fenni mesuller, statik proje müellifi, belediyenin yapı ve proje kontrol birimleri ile gerekli zemin araştırmaları yapılmadan bölgeyi imara açan idari birimler kusurludur. Dahası, bu kusurlar asli kusur olarak tespit edilmiştir. Ancak sorumluluk zinciri bununla da sınırlı değildir. Binalar tamamlandıktan sonra, Ebrar Sitesi'ndeki tüm bloklar projeye aykırı şekilde asma katlı dükkânlara dönüştürülmüştür. Taşıyıcı sistemi doğrudan etkileyen bu tadilatlar yapılmış, yapı statiği bozulmuş ve binalara ilave yük bindirilmiştir. Asıl soru şudur: Bu kadar açık bir proje aykırılığı nasıl mümkün olmuştur? Bu tadilatlara belediye nasıl onay vermiştir? Projeye aykırı asma katlar varken bu yapılar nasıl kullanılmaya devam etmiştir? Bugün çok iyi biliyoruz ki, böyle bir dönüşüm yalnızca müteahhit ya da işletmecilerin kararıyla gerçekleşemez. Bu, denetimle engellenmesi gerekirken görmezden gelinen bir süreçtir. Yani burada yalnızca yapı hatası değil, ölmemize izin veren idari imzalar vardır. Üstelik bugün aynı bölgede, zemin iyileştirmesi yapılarak, yatay mimariyle 'güvenli' binalar yükselmektedir. Bilim bugün varsa, neden biz öldürülmeden önce yoktu?

"Bizim, ailemize ve burada yitirdiğimiz her cana dair bir adalet sözümüz var"

Tüm bu tablo, yaşananların yalnızca bir ihmal olmadığını; sonucu öngörmeye rağmen hareketsiz kalındığını göstermektedir. Zemin biliniyordu, risk biliniyordu, projeye aykırılıklar biliniyordu. Buna rağmen imzalar atıldı, yapılar kullanılmaya devam etti, insanlar o binalara yerleştirildi. Dolayısıyla atılan bu imzalar, 1480 canımızın ölüm ihtimalini göze alarak atılmış imzalardı.

Bu nedenle yaşananları basit bir taksir meselesi olarak görmek mümkün değildir. Burada sonucu öngörüp kabullenen bir irade vardır. Bu da hukuken 'olası kast' değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır. Bu yüzden bugün hala dosyanın 'bilinçli taksir' sınırında tutulmasını kabul etmiyoruz. Çünkü bu yaklaşım, sorumluluğu daraltmakta; gerçeği değil, adaletsiz olanı tercih etmektedir. Bizim, ailemize ve burada yitirdiğimiz her cana dair bir adalet sözümüz var. Ve aynı zamanda bu mahkemelerin, 1480 cana karşı ödenmemiş bir adalet borcu bulunmaktadır. İşte tam da bu nedenle, 26 Ocak'ta Kahramanmaraş Adliyesi'nde saat 14.10'da Ebrar Sitesi K Blok davasında kritik bir duruşma görülecektir. Bu duruşma yalnız bizim değil, hukukun kendisinin sınandığı bir duruşmadır. Bu nedenle herkesi yanımızda olmaya çağırıyoruz. Çünkü 1480 can bir rakam değildir. Ve biz, adalet için orada olacağız. Biz aileler olarak unutmuyoruz, affetmiyoruz."

Son Güncelleme: 22.01.2026 13:48
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.