Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na (Türk-İş) bağlı Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (Sağlık-İş), Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde çalışan üyelerine yönelik baskı, mobbing ve hukuka aykırı uygulamalar bulunduğu iddiasıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı açıklamada, hastane yönetimine yönelik eleştiriler dile getirilirken, çalışma barışının sağlanması ve çalışanların haklarının korunması talep edildi.

"HOR GÖRÜYORSUNUZ, BUNUN BELEDİ AĞIR OLACAK"
Açıklamada konuşan Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) İzmir 3. Bölge Temsilcisi ve Ege Bölge Başkanı Hayrettin Çakmak, şunları kaydetti:
“Biz, yağmur da olsa, güneş 45 derecede de olsa ezilmekten, hor görülmekten uzak durmak için burada toplanıyoruz. Toplanmaya da devam edeceğiz. Varlıklarımızı, haklarımızı sonuna kadar takip edeceğiz. Sonuna kadar mücadele edeceğiz arkadaşlar. Değerli Rektörüme buradan seslenmek istiyorum. Hastane Genel Müdürünüzü belli bir çizgiye getirin. Hastane Genel Müdürü, Dokuz Eylül Üniversitesinde çalışma barışını bozuyor. Var olan mevcut işçimize baskılar yapıyor. Olur olmaz yerde tutanaklar tutuyor. Bu hoş bir şey değil. Bu, çalışma barışını tamamen bozuyor. Bir an önce aklıselime davet ediyorum. Bakın, biz bu üniversitede iki tane sendikamızla örgütlüyüz. Türk-İş'e bağlıyız. Biz huzur istiyoruz. Biz çalışma barışı istiyoruz. Ama siz kavgayı tercih ederseniz, kavgadan da asla kaçmayız diyoruz. Evet, bilim yuvasında işçiyle uğraşılmaz. Bilim yuvasında bilimle uğraşılır. Bizler sizlerin yardımcı personeliyiz. Elimizden geldiği kadarıyla mücadelemizi, amirlerimize olan ilişkilerimizi hep seviyeli, makul tutmaya devam ediyoruz. Ama görüyoruz ki sürekli hor görüyorsunuz. Ama görüyoruz ki başka sendikalarla iş birliği içerisinde işçimize zulüm yapıyorsunuz. Bunun bedeli ağır olacak.”
Ege Üniversitesi’ne de seslenen Çakmak, “O çadırı oradan kaldırın. Eğer o çadır orada devam ederse gerçekten de bedeli ağır olacak. Bakın, sabrımızı taşırmayın. Sabrımız taşarsa bilmiyorum artık da hangi sel sular durur önünde. Yazıktır, günahtır bu işçiye. Yazıktır, günahtır bu emekçiye. Bizler namusumuzla sabah işimize gelip akşam mutlulukla eve dönmek istiyoruz. Huzurlu olmak istiyoruz. Zaten ülkemizin bazı enflasyon şartlarından dolayı sürekli eziliyoruz. Bir an önce toparlanmak istiyoruz. Bir de Genel Müdürün zulmüne maruz kalmak istemiyoruz” dedi.
MOBBİNG VE PSİKOLOJİK BASKI İDDİASI
Sendika adına basın metnini, TÜRK-İŞ Konfederasyonu'na bağlı olan Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası (Sağlık-İş) İzmir Şube Sekreteri Savaş Erdoğan okudu. Erdoğan, “Bugün burada, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde uzun süredir devam eden hukuka aykırı uygulamalara, çalışanlar üzerinde oluşturulan baskı ortamına ve çözümsüz bırakılan sorunlara dikkati çekmek amacıyla toplanmış bulunuyoruz. Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikası İzmir Şube Başkanlığı olarak aylardır hastanede yaşanan sorunların çözümü için Sayın Rektörden defalarca görüşme talebinde bulunduk. Sorunları masa başında, diyalog yoluyla çözmek istedik. Ancak tüm iyi niyetli girişimlerimize rağmen taleplerimiz cevapsız bırakılmıştır. Çalışanların sesi duyulmamıştır. Bizler sorun üretmek için değil, sorun çözmek için kapıları çaldık. Ne yazık ki bugün gelinen noktada çalışanların yaşadığı mağduriyetler her geçen gün artmaktadır" şeklinde konuştu.
"EMEĞİN, HUKUKUN, ADALETİN YANINDAYIZ"
"Bugün hastanede personel eksikliği kronik bir sorun hâline gelmiş, mevcut çalışanlar ağır iş yükü altında bırakılmıştır. Çalışanlara keyfî ve hukuksuz görevlendirmeler yapılmakta, iş barışı ve çalışma huzuru bozulmaktadır" diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Disiplin süreçleri işletilmeden gerçekleştirilen işten çıkarmalar, çalışanlar üzerinde ciddi bir tedirginlik oluşturmaktadır. İş yerinde mobbing ve psikolojik baskılar her geçen gün artmakta, çalışanlar kendisini güvende hissetmemektedir. Personel yetersizliği gerekçe gösterilerek çalışanların yasal yıllık izin haklarını kullanmaları fiilen engellenmektedir. Anayasal ve yasal bir hak olan yıllık izin, idarenin personel planlamasındaki eksikleri nedeniyle kısıtlanmaktadır. Toplu İş Sözleşmesi ve İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı gereği verilmesi gereken iş kıyafetleri ile kişisel koruyucu donanımlar çalışanlara zamanında ve eksiksiz teslim edilmemektedir. Çalışanların sağlığı ve güvenliği göz ardı edilemez. Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinin eksik uygulanması nedeniyle çalışanların birçok özlük ve mali hakkı ihlal edilmektedir. Bizler yalnızca hukukun uygulanmasını, Toplu İş Sözleşmesinin uygulanmasını, çalışanların haklarına saygı gösterilmesini ve üniversite yönetiminin çalışanların temsilcisi olan sendikamızla sağlıklı bir diyalog kurmasını istiyoruz. Buradan Dokuz Eylül Üniversitesinin Rektörü'ne açık çağrımızdır: Emekçilerin sesine kulak verin. Sorunları görmezden gelmek yerine çözüm üretin. Usulsüz görevlendirmelere son verin. Hukuksuz işten çıkarmalara derhal son verin. Çalışanların üzerindeki mobbing ve baskıyı sona erdirin. Personel eksikliğini gidererek çalışanların anayasal hakkı olan yıllık izin haklarını kullanmalarını sağlayın. Toplu İş Sözleşmesi ve İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı kapsamında verilmesi gereken kıyafet ve koruyucu ekipmanları eksiksiz teslim edin. Çalışanların haklarını koruyan adil ve şeffaf bir çalışma düzenini yeniden tesis edin. Bizler emeğin, hukukun ve adaletin yanındayız. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi emekçilerinin hak ve hukukunu sonuna kadar savunmaya, hukuksuzlukların karşısında durmaya ve mücadelemizi demokratik, meşru ve kararlı bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz.”
