Dinçer, “milli servet” olarak sunulan bu
keşiflerin, 1 Aralık 2025’te yürürlüğe giren yeni Maden Yasası sonrasında açıklanmasına dikkat çekti.
Dinçer’in önergelerinde; Eskişehir Beylikova’da dünyanın ikinci büyük nadir toprak elementleri rezervi,
Sivas’ta milyarlarca dolarlık altın sahaları ve Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde tespit edilen yaklaşık 40 ton
altın rezervi örnek gösterilerek, bu kaynakların gerçekten yeni mi bulunduğu yoksa yıllardır bilinen
sahaların yeni yasal düzenlemelerle mi gündeme getirildiği soruldu.
Milletvekili Dinçer, yeni Maden Yasası ile birlikte ruhsat ve işletme süreçlerinin şirketler lehine
hızlandırıldığını, ÇED süreçlerinin etkisizleştirildiğini ve yerel halkın itiraz haklarının sınırlandırıldığını
belirtti. Dinçer, “Sorun maden bulunması değil, bu madenlerin kime, hangi koşullarla ve hangi bedelle
verildiğidir” değerlendirmesinde bulundu.
ABD iddiaları ve stratejik madenler
Önergelerde, özellikle Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementlerinin savunma sanayii,
yenilenebilir enerji ve uzay teknolojileri açısından stratejik öneme sahip olduğuna dikkat çekildi. Bu
kapsamda, ABD ile görüşmeler yapıldığına dair iddiaların kamuoyunda kaygı yarattığını belirten
Dinçer, görüşmelerin içeriğinin şeffaf biçimde açıklanmasını istedi.
Dinçer, önergesinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’dan şu sorulara yanıt
istedi:
1. Açıklanan maden rezervlerinden devlet bütçesine aktarılacak net pay nedir?
2. Bu payın yıllara göre dağılımı ve toplam kamu geliri ne olacaktır?
3. Söz konusu maden sahalarının işletme hakları hangi şirketlere verilecektir?
4. Bu şirketlere hangi teşvikler, vergi indirimleri ve muafiyetler tanınacaktır?
5. Çevresel zararlar için hangi bağlayıcı tazmin ve denetim mekanizmaları oluşturulmuştur?
6. Yeni Maden Yasası ile hangi yasal kısıtlamalar kaldırılmış, hangi denetimler zayıflatılmıştır?
7. Eskişehir Beylikova’daki nadir toprak elementleri konusunda ABD ile resmi veya gayri resmi
görüşmeler yapılmış mıdır?
8. Yapıldıysa, bu görüşmeler hangi kapsam ve hedeflerle yürütülmektedir?
9. Bu süreçte yabancı şirketlere ortaklık, işletme veya fiili kontrol hakkı tanınacak mıdır?
10. Stratejik madenlerin kamu yararı dışında kullanılması halinde siyasi ve idari sorumluluk kimde
olacaktır?
11. 85 milyon yurttaşın varlığı olan yeraltı kaynaklarının nasıl kullanıldığı ve yönetildiği konusunda
kamuoyuna şeffaf olacak mısınız?
12. Kuraklık yaşanan ülkemizde bu maden ocakları çalışmaları bölgedeki yeraltı su kaynaklarımızı
nasıl etkileyecektir?
Dinçer, yeraltı kaynaklarının birkaç şirketin kâr hanesine yazılamayacağını vurgulayarak, “Bu
kaynaklar 85 milyon yurttaşın ortak varlığıdır. Zeytinlikler feda edilerek, doğa yok edilerek elde edilen
kazanç milli servet olarak tanımlanamaz” ifadelerini kullandı.
19 Ocak 2026 Pazartesi 11:38
