Türkiye’nin mevcut durumda yapay zekâ alanında net bir stratejik yön ortaya koyamadığını
belirten Rızvanoğlu, “Eğer bugünkü yaklaşım devam ederse, teknoloji üreten değil teknoloji
tüketen; kuralları koyan değil başkalarının koyduğu kurallara uyan bir ülke haline geliriz. Bu
da bizi dijital bağımlılığa, hatta dijital sömürgeleşmeye sürükleyebilir.” dedi.
“Orta güçlerin önünde dört stratejik seçenek bulunuyor”
Küresel yapay zekâ yarışının yalnızca ABD ile Çin arasındaki rekabet olarak görülmemesi
gerektiğini ifade eden Rızvanoğlu, süper güç olmayan ülkelerin dijital egemenliklerini
koruyabilmek için farklı stratejiler geliştirdiğini belirtti.
Rızvanoğlu, uzmanlaşma, büyük teknoloji bloklarıyla hizalanma, bölgesel iş birlikleriyle
ortak standartlar oluşturma ve ulusal yapay zekâ modelleri geliştirme yaklaşımlarının dünyada
öne çıktığını ifade ederek, Türkiye’nin kendi koşullarına uygun çok boyutlu bir strateji
oluşturması gerektiğini söyledi.
“Türkiye her alanda yarışmak zorunda değil”
Türkiye’nin her alanda dev yapay zekâ modelleri geliştirmeye çalışmasının gerçekçi
olmadığını belirten Rızvanoğlu, şu değerlendirmede bulundu:
“Türkiye’nin önceliği; otonom sistemler, kritik altyapı güvenliği, tarımsal yapay zekâ, hassas
veri analitiği ve benzeri stratejik alanlarda uzmanlaşmak olmalıdır. Doğru alanlarda
derinleşmek, her alanda yüzeysel rekabet etmeye çalışmaktan çok daha güçlü sonuçlar
doğuracaktır.”
“Yapay zekâda dışa bağımlılık milli güvenlik riski oluşturur”
Yapay zekâ teknolojilerinde dışa bağımlılığın yalnızca ekonomik sonuçlar doğurmayacağını
belirten Rızvanoğlu, bankacılık, enerji, savunma ve kamu hizmetleri gibi kritik alanlarda
yabancı teknoloji altyapılarına aşırı bağımlılığın ciddi milli güvenlik riskleri yaratabileceğini
söyledi.
Rızvanoğlu, “Jeopolitik krizlerde yazılım ambargoları, bulut hizmetlerine erişim kısıtları veya
kritik sistemlerin dış müdahalelere açık hale gelmesi ihtimalini görmezden gelemeyiz.”
ifadelerini kullandı.
“Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’nin sonuçları açıklanmalı”
2021-2025 Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’nde belirlenen hedeflerin gerçekleşme düzeyine
ilişkin kamuoyuna kapsamlı bir değerlendirme sunulmadığını belirten Rızvanoğlu, teknoloji
politikalarında hesap verebilirliğin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Beyin göçünü tersine çevirecek somut programlara ihtiyaç var”
Türkiye’nin yapay zekâ alanında yetişmiş insan kaynağını koruyamadığını belirten
Rızvanoğlu, yalnızca strateji belgelerinin yeterli olmayacağını söyledi. Araştırmacılara güçlü
hesaplama altyapısı, uluslararası düzeyde araştırma imkânları ve ekonomik öngörülebilirlik
sağlayacak bütçeli programların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.
Tarımda yapay zekâ stratejik fırsat olabilir
İklim krizinin tarım üzerindeki etkilerine dikkat çeken Rızvanoğlu, Türkiye’nin tarımsal
yapay zekâ ve hassas tarım teknolojilerinde önemli bir rekabet avantajı yakalayabileceğini
belirtti.Uydu verileri, sensör teknolojileri ve yapay zekâ destekli analizlerle hem su
kullanımının azaltılabileceğini hem de tarımsal verimliliğin artırılabileceğini ifade eden
Rızvanoğlu, bu alandaki teknolojilerin Türkiye için önemli bir ihracat potansiyeli
oluşturabileceğini söyledi.
Dört temel politika önerisi
Rızvanoğlu, Türkiye’nin dijital egemenliğini güçlendirmek amacıyla şu önerileri sıraladı:
“Tarımsal yapay zekâ ve hassas tarım teknolojilerine öncelik verilmesi, Türkçe ve Türk dilleri
ailesine uyumlu açık kaynaklı ulusal temel yapay zekâ modelinin geliştirilmesi, Yapay zekâ
araştırmacıları için bütçeli tersine beyin göçü programının oluşturulması, Kritik altyapılarda
nihai karar yetkisinin insanda kalmasını esas alan “Human-in-the-Loop” ilkesinin yasal
güvence altına alınması.”
“Türkiye masada yer almalı”
Açıklamasını değerlendirmeyle tamamlayan Rızvanoğlu, “Önümüzdeki on yılın küresel
rekabeti yapay zekâ üzerinden şekillenecek. Kendi verisini yöneten, kendi teknolojisini
geliştiren ve kendi insan kaynağını koruyan ülkeler geleceğin kurallarını belirleyecek.
Türkiye’nin tercihi dijital bağımlılıktan değil, dijital egemenlikten yana olmalıdır. Hedefimiz
geleceğin kurallarını belirleyen ülkeler arasında yer almak olmalıdır.” ifadelerini kullandı.
