Dinçer, bir zamanlar emekliliğin yıllarca verilen emeğin karşılığı olarak huzurlu bir yaşam anlamına
geldiğini, bugün ise milyonlarca vatandaş için yoksulluk ve geçim mücadelesine dönüştüğünü ifade etti.
Türkiye'de yaklaşık 17 milyon emeklinin tarihin en ağır ekonomik koşulları altında yaşam savaşı verdiğine
dikkat çeken Dinçer, yeni zam ile en düşük emekli maaşının 23 bin 500 lira seviyesinde bulunduğunu,
buna karşın açlık sınırının 35 bin lirayı, yoksulluk sınırının ise 114 bin lirayı aştığını vurguladı.
"Emekli Maaşıyla Yaşamak Artık Mümkün Değil"
Dinçer, emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlandığını belirterek, birçok vatandaşın market
alışverişini eksik yapmak zorunda kaldığını, elektrik, su ve doğalgaz faturalarını ödeyebilmek için mutfak
harcamalarından kısmak zorunda kaldığını ifade etti.
Artan sağlık giderleri nedeniyle ilaçlarını eksik kullanan, tedavisini erteleyen emeklilerin sayısının her
geçen gün arttığını kaydeden Dinçer, pazar yerlerinde gün sonunda kalan sebze ve meyveleri toplamak
zorunda kalan emeklilerin artık Türkiye'nin acı gerçeği haline geldiğini söyledi.
"Dinlenmesi Gereken Yaşta Çalışmak Zorunda Kalıyorlar"
Yaklaşık 2 milyondan fazla emeklinin yeniden çalışmak zorunda kaldığını belirten Dinçer, inşaatlarda,
marketlerde, güvenlik kulübelerinde ve ağır işlerde çalışan emeklilerin, mevcut sistemin sürdürülemez hale
geldiğinin en açık göstergesi olduğunu dile getirdi.
Emeklilerin yalnızca ekonomik değil, sosyal hayattan da dışlandığını ifade eden Dinçer, bir çayın hesabını
yapmak zorunda kalan, arkadaşına ikramda bulunamayan, gününü parklarda geçirmek zorunda kalan
milyonlarca insan bulunduğunu söyledi.
"Emekliler Lütuf Değil, Haklarını İstiyor"
Huzurevi ücretlerinin dahi birçok emekli için ulaşılamaz hale geldiğine dikkat çeken Dinçer, mevcut
tablonun kader olmadığını, yanlış ekonomi politikalarının sonucu olduğunu belirtti.
Dinçer açıklamasında şu değerlendirmeye yer verdi:
"17 milyon emekli sadaka istemiyor. Lütuf istemiyor. Hakkını istiyor. Alın terinin karşılığını, insanca
yaşayabileceği bir geliri ve onurlu bir yaşamı talep ediyor. Emekliler bu ülkenin yükü değil, yılların emeğini
taşıyan en değerli insanlarıdır. Onlara reva görülen bu yoksulluk ne vicdana ne de sosyal devlet anlayışına
sığmaktadır. Emekli artık Türkiye'nin kanayan yarasıdır."
Bu kapsamda Talat Dinçer, Anayasa'nın 98'inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104 ve
105'inci maddeleri uyarınca, emeklilerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunların tüm yönleriyle
araştırılması ve çözüm önerilerinin ortaya konulması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını
talep etti.
13 Temmuz 2026 Pazartesi 09:40
