‘Hastane ruhsatı taksi plakası gibi satılıyor’

Özel sağlık kuruluşlarına 2008’den bu yana yeni ruhsat verilmemesi; hastane, tıp merkezi ve poliklinik ruhsatlarında taksi plakası piyasasına benzer bir pazar yarattı.

20 Eylül 2022 Salı 09:33
‘Hastane ruhsatı taksi plakası gibi satılıyor’

Özel sağlık kuruluşlarına 2008’den bu yana yeni ruhsat verilmemesi; hastane, tıp merkezi ve laboratuvarlarda tıpkı taksi plakası gibi ruhsat piyasası yarattı. Aracılık yapan danışmanlık firmalarının ilanlarında onlarca satılık sağlık kadrosu ve ruhsat yer alıyor.

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Başkanı Reşat Bahat’a göre sektörün sağlıklı büyümesini değil “şişmanlamasını” sağlayan bu yönetmelik, yatırımcıların farklı yöntemler geliştirmesine neden oldu.

Dünya'dan Yasemin Salih'in haberine göre “Bu yönetmelik çıktığında Türkiye’de 567 özel sağlık ruhsatı varken, bugün bu sayı 550’nin altına indi." diyen Bahat, “Bu yönetmelikle sektörün büyümesi durduruldu. Sağlık turizmi yapan hastanelere belirli düzeylerde verilen küçük izinler ve hastane kapasitelerini dolduranlara tanınan yatak sayısındaki minik müsaadeler sayılmazsa sektör büyüyemedi. Açık şekilde kendi içinde şişmanladı. Sağlığını yitirdi” yorumunu yaptı.

En pahalı ruhsat İstanbul, Antalya ve Gaziantep’te

2008’de oluşan kadro ve ruhsat pazarı, kısa sürede yeni girişimlerin kurulmasına neden oldu. Sektördeki ruhsat satış ve kiralamalarına aracılık eden danışmanlık firmaları kuruldu. Türkiye’deki özel sağlık ruhsat devirlerinin yüzde 90’ından fazlasına aracılık ettiklerini belirten Nisa Sağlık Danışmanlık Hizmetleri Yöneticisi Nazif Karbuz, Türkiye’nin bu bakımdan en dolu illerinin İstanbul, Muğla, Antalya, Kocaeli, Adana, Gaziantep, İzmir, Bursa olduğunu belirterek şöyle dedi:

"Bu durum bahse konu illerde özel sağlık kurumu açmayı düşünen bir yatırımcının sadece il içerisinde aktif veya askıda olan özel sağlık kurumu ruhsatı veya ön izni satın almak zorunluluğunu getirmektedir. İstanbul, Muğla, Antalya, Kocaeli, Adana, Gaziantep, İzmir, Bursa gibi yoğun illerde bulunan bir hastane ruhsatının; yatak sayısı, kadro sayı ve çeşitliliğine göre değişiklik göstermekle birlikte 40-60 milyon TL arasında olduğunu söyleyebiliriz. Bu illerde 10 kadro ve üzeri olan tıp merkezi ruhsatı 10-13 milyon TL arasında değerle el değiştiriyor. Yoğunluğu bu illerden daha az olan illerde ise hastane ruhsatları 15-20 milyon TL, 10 ve üzeri kadro sayısına sahip tıp merkezi ruhsatlarında ise 7-10 milyon TL arasında fiyatlar biçiliyor. Fiyatlar pandemiden sonra arttı. Bir önceki seneye göre yüzde 130 artış var."

"Küçük hastane ve tıp merkezleri mecburen kapanmak zorunda kalıyor"

OHSAD Başkanı Reşat Bahat’a göre 2008’deki ruhsat durdurma yönetmeliği Türk sağlık sistemine birçok açıdan zarar verdi. Özel sektördeki hekimlerin muayene açmaya yöneldiğini, devlettekilerin ise yurtdışına kaçtığını söyleyen Bahat şunları dedi:

Hekim bu sıkıştırma içinde kendi yolunu bulmak istedi elbette. Muayenehanelere hasta kaptırıyoruz. Bu da zenginin ve yabancının Türk sağlık altyapısından yararlanmasını sağladı. Bu durumda küçük hastane ve tıp merkezleri mecburen kapanmak zorunda kalıyor. Ruhsatı olan, büyümek isteyene devrediyor. Ruhsatların bir bedel karşılığı verilmesi de garip değil. Kimse sağlık sektörüne sağlıklı büyüme anahtarı vermiyor. Devletin kapısında dilenci gibi yalvarıyoruz. Parası olan yatırımcılar Afrika’da bile hastane açmaya çalışıyor. Türkiye’den oradaki hastaneme hasta götürürüm diyor” 

"Yasallığı belirleyen kriter ruhsat"

Bursa Özel Sağlık Kuruluşları Derneği Genel Sekreteri Dr. Feza Şen de durumun yasallığı hakkında şöyle konuştu:

Yasallığı belirleyen kriter ruhsat. Nasıl ki taksi plakası verilmiyorsa, böyle bir pazar oluşmuşsa sağlık kuruluşlarında da aynı şey söz konusu. Bakanlık yatak sayısından kadrolara kadar kısıtlama getirdi. Otomatikman o izin belgelerine fiyat biçilmiş oluyor. Rayiç bir bedel yok. Örneğin kardiyovasküler cerrahi istasyonunuz var, bunu da satabiliyor ya da kiralayabiliyorsunuz. Bu çok pahalı. Ekibe göre fiyat değişiyor. Kimi hastane sadece fizik tedavi kadrosunu satmak istiyor, yerine dermatoloji kadrosu vereyim, üzerine para verin diyor. Burada satılan o hekim ya da çalışan değil; kadro hakkı.” 

Feza Şen’in verdiği bilgilere göre satış değil de kiralama yapanlar da var. Şen, “Örneğin benim cildiye kadrom var, ama ben o kadroyu kullanamıyorum. Atıl hale gelmiş, randımanlı değil. Satmak da istemiyorum, çünkü ruhsatımın değeri kayboluyor. Ben de kiralıyorum. İşte bu legal midir, bu tartışılabilir”  dedi.

TTB: Yasal değil suç duyurusunda bulunuyoruz

Konuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Türk Tabipler Birliği Genel Sekreteri Vedat Bulut ise, hastane yatırımcılarıyla aynı fikirde değil. Oluşan piyasanın yasal olmadığını söyleyen Bulut, “Biz bu gibi durumlarda suç duyurusunda bulunuyoruz. Daha geçen gün dört ihbarda bulunduk. İşi diploma kiralamaya kadar götürenler var. Bana biyokimyacı diploması lazım diyor, kiralıyor. Norm kadrolar var. Bakanlık maalesef bunun önünü açtı. Elimdeki kadroyu satıyorum diyor, herkes de biliyor. Futbolcu bonservisi gibi hekim diplomaları satılıyor” ifadelerini kullandı.

Son Güncelleme: 20.09.2022 11:16
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.