Ekonomistler ocak ayı enflasyonunu değerlendirdi: Mevsimsel etkilerin yanında yapısal baskılar sürüyor

Ocak ayı enflasyonundaki yükselişi değerlendiren ekonomistler, artışta gıda ve hizmet fiyatlarının belirleyici olduğunu belirtirken, mevsimsel etkilerin ötesinde tarım, kira ve fiyatlama davranışlarından kaynaklanan yapısal sorunlara dikkat çekti. Ekonomist Uğur Gürses, ocak ayında TÜFE’de görülen artışta hem dönemsel fiyat ayarlamalarının hem de gıda fiyatlarındaki olağanüstü yükselişin etkili olduğunu belirterek, "Bu, doğal mevsimselliğin de ötesinde bir artış; özellikle işlenmemiş gıdada çok yüksek fiyat artışları var" dedi. Ekonomist İris Cibre, ocak ayındaki fiyat artışlarında yapısal sorunların çok daha belirleyici olduğunu ifade ederek taze meyve ve sebzede aralık ayında fiyatlar düşmüş olsa da 2024 ocak ayından bu yana ortalama aylık artışın yüzde 5,5 seviyesinde seyrettiğine dikkat çekti. Cibre, bu görünümün mevsimsellikten bağımsız, kalıcı bir sorun alanına işaret ettiğini söyledi.

03 Şubat 2026 Salı 15:31
Ekonomistler ocak ayı enflasyonunu değerlendirdi: Mevsimsel etkilerin yanında yapısal baskılar sürüyor

Ocak ayı enflasyonundaki yükselişi değerlendiren ekonomistler, artışta gıda ve hizmet fiyatlarının belirleyici olduğunu belirtirken, mevsimsel etkilerin ötesinde tarım, kira ve fiyatlama davranışlarından kaynaklanan yapısal sorunlara dikkat çekti. Ekonomist Uğur Gürses, ocak ayında TÜFE’de görülen artışta hem dönemsel fiyat ayarlamalarının hem de gıda fiyatlarındaki olağanüstü yükselişin etkili olduğunu belirterek, "Bu, doğal mevsimselliğin de ötesinde bir artış; özellikle işlenmemiş gıdada çok yüksek fiyat artışları var" dedi. Ekonomist İris Cibre, ocak ayındaki fiyat artışlarında yapısal sorunların çok daha belirleyici olduğunu ifade ederek taze meyve ve sebzede aralık ayında fiyatlar düşmüş olsa da 2024 ocak ayından bu yana ortalama aylık artışın yüzde 5,5 seviyesinde seyrettiğine dikkat çekti. Cibre, bu görünümün mevsimsellikten bağımsız, kalıcı bir sorun alanına işaret ettiğini söyledi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, Tüketici Fiyat Endeksi’nde 2026 yılı Ocak ayında artış sürdü. TÜFE, ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 4,84 artış gösterdi. Bir önceki yılın aynı ayına göre artış oranı yüzde 30,65 olurken, on iki aylık ortalamalara göre artış yüzde 33,98 olarak gerçekleşti. Ekonomistler ANKA Haber Ajansı'na yaptığı değerlendirmede, fiyat artışlarında özellikle gıda başta olmak üzere hizmetler ve konut kalemlerinde öne çıkan yapısal sorunlara dikkat çekti.

Ekonomist Uğur Gürses, artışta hem yeni yılla birlikte yapılan dönemsel fiyat ayarlamalarının hem de gıda fiyatlarında mevsimselliğin ötesine geçen olağanüstü artışların etkili olduğunu söyledi. Gürses, "En başta genel olarak hem normal hem de yapılmasının fiyat ayarlamaları var. Ama ikincisi, yani gıdadaki anormal artış, doğal mevsimselliğin de ötesinde" dedi.

Ocak ayı enflasyonunun temel nedenlerine ilişkin değerlendirmesinde Gürses, özellikle gıda grubuna dikkat çekerek, "Meyve, sebze ve işlenmemiş gıdada çok yüksek artışlar var. Geçen seneki ocak ayına göre baktığımızda yıllık bazda çok astronomik artışlar görüyoruz" diye konuştu. Gürses, bu artışların ilerleyen aylarda hava koşullarına bağlı olarak geri çekilebileceğini belirterek, "Belki bu fiyat düşüşleri ileride, hava koşullarının iyileştiği zaman olacaktır. O zaman düşüş yönünde etki yapabilir" ifadelerini kullandı.

Kiralardaki artışların da enflasyona katkı sunduğunu belirten Gürses, "Kiraların geçmiş endeksli yapısının nasıl devam edeceğine dair endişelerin etkisi var. Aylık yüzde 5, yüzde 5,2 artışlar görüyoruz. Hem dönemsel fiyat ayarlamaları hem geçmişe endeksliliğin getirdiği olumsuz etki hem de gıda fiyatlarındaki olağanüstü artış bir arada" diye konuştu.

Artışların mevsimsel mi yoksa yapısal mı olduğu sorusuna temkinli yaklaşan Gürses, "Şu anda bunu kestirmek zor" dedi. Ancak taze meyve ve sebzedeki artışın dikkat çekici olduğunu belirten Gürses, "Taze sebzede yüzde 22’lik bir artış var. Bu, hava koşullarının ve lojistik şartlarının kötü olmasını düşündürüyor. Eğer bu yüzde 22’lik artış şubat, mart ve nisan aylarında sert bir şekilde düşerse, bunun mevsimsel olduğu anlaşılır. Ama düşmez ve katılık gösterirse o zaman yapısal bir sorun olduğunu konuşuruz" ifadelerini kullandı.

"Kısıtlama yapınca kiralar dizginlenecek zannedildi ama fiyat davranışı bozuldu"

TÜİK verilerine göre yıllık bazda yüzde 45,36 ile en yüksek artışın görüldüğü konut, su, elektrik ve doğal gaz grubunu da değerlendiren Gürses, bu kalemde ağırlık değişikliklerine işaret etti. Gürses, "Ağırlıklar değiştirildi. Kiranın ağırlığı çok az düşmüş ama elektrik ve su gibi kalemlerde harcama ağırlıklarında düşüş var" dedi. Buna rağmen konut grubundaki temel sorunun kiralar olduğunu vurgulayan Gürses, konut için yapılan harcamalara baktığımızda son bir yıllık artış yüzde 56,5. Dolayısıyla kiralardaki artış, konut grubunun lokomotifi durumunda. Diğer kalemlerdeki artışlar o kadar yüksek değil" diye konuştu.

Konut grubundaki artışın hanehalkı enflasyon algısını güçlü biçimde etkilediğini ifade eden Gürses, geçmişte uygulanan kira sınırlamalarının fiyat davranışını bozduğunu söyledi. Gürses, "Kiralar üzerine sınırlama kondu ama buna rağmen kiralar yüksek oranda arttı. Konut fiyatlarının çok artması kiraları da yukarı çekti" dedi. Söz konusu sınırlamaların beklenen sonucu vermediğini savunan Gürses, "Kısıtlama yapınca kiralar dizginlenecek zannedildi ama fiyat davranışı bozuldu. Yüzde 25 artış yapamayacağını düşünen ev sahipleri, ilk defa kiraya verirken yüzde 25’in çok üzerinde fiyatlarla çıtayı yukarı çekti" ifadelerini kullandı.

Baz etkisinin önümüzdeki aylarda enflasyonda yavaşlama yaratıp yaratmayacağına ilişkin soruya ise Gürses, çekirdek enflasyona dikkat çekerek, yanıt verdi. Gürses, "Çekirdek enflasyona baktığımızda o da yine yüzde 4’ler civarında gelmiş, yani yüksek" dedi. Mevsimsel ürünler çıkarıldığında dahi enflasyonun yüksek seyrettiğini belirten Gürses, "Meyve, sebze gibi mevsimsel ürünleri çıkardığımızda bile yüzde 4 seviyesinde bir artış var. Temizlenmiş enflasyon yüzde 2’nin üzerinde görünüyor. Yani o ivme hâlâ yüksek" ifadelerini kullandı.

Cibre: Gıdanın etkisi bu ayki enflasyonda çok yüksek

Ekonomist İris Cibre, ocak ayı enflasyonundaki temel nedenlere ilişkin değerlendirmesinde, "En büyük artışlar özellikle gıdadan geliyor, çok yüksek bir katkı görüyoruz. Gıdada taze meyve ve sebze ile diğer işlenmemiş gıda dediğimiz et ürünleri çok yüksek katkı sağlamış durumda. Bu nedenle gıdanın etkisi bu ayki enflasyonda çok yüksek" ifadelerini kullandı. Gıdanın ardından sağlık kaleminin geldiğini belirten Cibre, "Uzman doktor ücretlerindeki artış dolayısıyla özellikle euro ayarlaması ile birlikte ilaçlara gelen zamlar bir miktar etkili oldu" diye konuştu.

Gıda fiyatlarındaki artışın para politikasıyla kontrol edilemeyeceğini vurgulayan Cibre, "Burada artık Tarım Bakanlığı’nın çok ciddi bir çalışma yapması gerekiyor. Geç kalınmış bir durum bu ama burada bir yapısal sorun olduğu çok açık. Gıdayı yüksek faizle veya herhangi bir Merkez Bankası’nın alabileceği para politikası araçlarıyla düşüremezsiniz" dedi. Bu alanda bugüne kadar yeterli tedbir alınmadığını ifade eden Cibre, "Bakanlığın çok ciddi tedbirler almış olması gerekiyordu, artık almalı" diye konuştu.

"Yapısal sorunlar çok daha belirleyici"

Enflasyondaki artışta mevsimsel faktörler ile yapısal sorunların hangisinin daha etkili olduğu sorusuna ise Cibre, "Yapısal sorunlar çok daha belirleyici" yanıtını verdi. Son aylardaki gıda fiyatlarına işaret eden Cibre, "Geçtiğimiz aylarda taze meyve sebzede yüzde 20’lik bir artış olmuştu ama aralık ayında fiyatlar yüzde 0,11 düşmüştü. O düşüşte mevsimsellik etkili olsa bile burada bir yapısal sorun var. 2024 Ocak ayından beri taze meyve ve sebzede ortalama aylık artış yüzde 5,5" dedi.

İklim koşullarının geçmişte etkili olduğunu ancak asıl sorunun yapısal olduğunu vurgulayan Cibre, "Geçtiğimiz yıl iklim koşullarının etkisi söz konusuydu ama bu olaylar geçti. Buna rağmen gıda fiyatlarının iyi huylu geleceğine dair bir inancım yok. Sorunun yapısal olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Gıda talebinin faizle kontrol edilemeyeceğini belirten Cibre, "Gıda kesebileceğimiz bir ürün değil. Talebi oradan kontrol edemezsiniz" diye konuştu.

Ocak ayında konut, su, elektrik ve doğal gaz kalemlerinde görülen yüksek artışlara ilişkin olarak Cibre, "Bu kalemler şebeke suyu, elektrik gibi zaten yönetilen fiyatlar. Belediyeler ve kurumlar zamlarını yaptı, onların etkisi önemli" değerlendirmesinde bulundu.

Konut grubundaki artışın hanehalkı enflasyon algısını güçlü biçimde etkilediğini belirten Cibre, "Aralık ayında bir ölçüm yapmıştım. Manşet enflasyon 2020’den beri yüzde 680 artarken, dar gelirlinin enflasyonunu gıda, konut, giyim ve eğitim ağırlıklarını değiştirerek hesapladım; yüzde 900 çıkmıştı. Halkın genelini etkileyen kalemler gıda, konut, bir miktar giyim, eğitim ve ulaştırmadır. Bunlar içinde en fazla etkilendiğimiz kalem konut ve kira ödemeleri. Gelirimizin çok büyük bir kısmına denk geliyor" ifadelerini kullandı.

Bu durumun enflasyon algısını otomatik olarak yukarı çektiğini vurgulayan Cibre, "Diğer mal ve hizmetlerde bir yavaşlama olsa bile konut ve kira hızlı gitmeye devam ediyorsa algı bozuluyor" diye konuştu. Baz etkisine ilişkin değerlendirmesinde ise Cibre, "Mayıs ayından sonra baz etkisi negatif çalışmaya başlayabilir. Geçen sene mayıs ve haziran aylarında 1,30-1,37 gibi aylık artışlar arka arkaya gelmişti. Bu nedenle baz etkisi oralarda tam tersine, yıllık enflasyonu aşağı çekecek şekilde işleyebilir" dedi.

Atabay: Para politikasının ötesine geçilmediği için arz sorununun devam ettiğini görüyoruz

Ocak ayındaki yükselişi değerlendiren CHP Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, artışta mevsimsel etkilerin sınırlı kaldığını, asıl belirleyici unsurun yapısal sorunlar olduğunu vurguladı. Atabay, "Enflasyonun alt kalemlerine baktığımız zaman bu sıçramanın beklentilerin bozuk olması, yapışkan hizmet fiyatları ve arz sorununun devam etmesiyle ilgili olduğunu görüyoruz" dedi.

Ocak ayı enflasyonuna ilişkin değerlendirmesinde, bazı kalemlerdeki düşüşlerin beklenti dahilinde olduğunu belirten Atabay, "Beklendiği üzere giyim ve ayakkabıda yüzde 4,7’lik bir düşüş var. Bu zaten mevsimsellik, bildiğimiz indirimler" diye konuştu. Gıda fiyatlarındaki artışın ise dar gelirli kesimler üzerindeki etkisine dikkat çeken Atabay, "Gıda fiyatları kış aylarında yüksek olur ama tabii gıdanın yüzde 6,6 gibi çok yüksek bir seyri asıl dar gelirliyi çok zorlayıcı" ifadelerini kullandı.

Ocak ayında bazı kalemlerde görülen sert artışların tek seferlik olabileceğini dile getiren Atabay, "Mesela sağlıktaki yüzde 14,85’lik artışı büyük olasılıkla senenin geri kalan aylarında bu şiddette görmeyeceğiz. Sigorta ve finansal hizmetlerdeki yüzde 10,82’lik artışın da katkısı düşük ve bu seviyelerde devam etmesini beklemiyoruz" dedi. Buna karşın genel tabloya bakıldığında enflasyonla mücadelede geniş tabanlı bir sorun yaşandığını söyleyen Atabay, "Konut yüzde 4,43, ev eşyası lirada bir sıçrama dahi olmadan yüzde 3,2 arttı. Petrol fiyatları uzun süredir dar bir aralıkta ama ulaştırma yüzde 5,3. Bilgi ve iletişim yüzde 4, eğlence yüzde 5,4, eğitim yüzde 6,6, lokanta ve konaklama yüzde 5,6. Bu tablo bize sorunun sadece tek bir kalemden kaynaklanmadığını gösteriyor" değerlendirmesinde bulundu.

Enflasyondaki yükselişin yalnızca asgari ücret artışıyla açıklanamayacağını vurgulayan Atabay, "Bu bir asgari ücret zammı yapıldı da sorun buradan çıktı meselesi değil. Enflasyonun alt kalemlerine baktığımızda beklentilerin bozuk olduğunu, hizmet fiyatlarının yapışkan olduğunu ve para politikasının ötesine geçilmediği için arz sorununun devam ettiğini görüyoruz" dedi.

"Türkiye’de her alandaki yapısal sorunlar artık enflasyona yansıyor"

Atabay, hanehalkı beklentilerine de dikkat çekerek, "Merkez Bankası’nın açıkladıkları dışında Koç Üniversitesi’nin beklenti çalışmalarına baktığımızda yüzde 50’ler civarında bir hanehalkı enflasyon beklentisi var" ifadelerini kullandı. Gıda fiyatları üzerinden hanehalkının hissettiği enflasyonun çok daha yüksek olduğunu belirten Atabay, "Hanehalkının zaten hissettiği enflasyon bu seviyelerde. Yüzde 6,6’lık aylık gıda enflasyonu, emeklinin ya da asgari ücretlinin aldığı zam farkının neredeyse yüzde 50’sini ilk aydan götürdü. Daha senenin kalan 11 ayı var" dedi.

Mevsimsel mi yoksa yapısal faktörlerin mi daha belirleyici olduğu sorusuna ise Atabay, "Bence yapısal faktörler" yanıtını verdi. Atabay, "Gıda fiyat enflasyonunu tarımda yaşadığımız krizden ayrı görmüyorum. Kış aylarında gıda fiyatları yükselir ama tarım sektöründe yaşanan sorunlar, çiftçinin maliyetlerini karşılayamaması, hayvancılığın bırakılması, et ve birçok üründe ithalata bağımlı hale gelinmesi, yüksek borçluluk, bütün bunlar bir araya geldiğinde gıda fiyatlarında mevsimselliğin ötesinde bir artış görüyoruz. Türkiye’de her alandaki yapısal sorunlar artık enflasyona yansıyor" diye konuştu.

"Enflasyonun düşmediğine ve düşürülemeyeceğine olan inanç güçleniyor"

Konut grubundaki artışın da yapısal nitelikte olduğunu belirten Atabay, "İşlenmemiş gıda fiyatları yüzde 11,79, bunun içinde taze meyve sebze var ve kış mevsiminde aylık yüzde 22 artmış. İşlenmiş gıdada ise yüzde 2,69 artış görüyoruz. Bu rakamlar enflasyon hedefiyle uyumlu değil, bize yüzde 30’lar civarında takılı kalan bir enflasyonu anlatıyor. Kira fiyatları aylık yüzde 5,26 artmış. Bunların hepsi son derece yapısal problemler" dedi.

Konut ve gıdadaki yüksek artışların hanehalkı enflasyon algısını daha da bozduğunu ifade eden Atabay, "Enflasyonun düşmediğine ve düşürülemeyeceğine olan inanç güçleniyor. Gelir grubu aşağı indikçe beslenme, konut ve ulaşım aile bütçesinde en büyük kalemler haline geliyor. Konut bu kadar yüksek, gıda bu kadar yüksek, ulaşım da düşük değil. İnsanlar markete, pazara gittiğinde 'Ben yüzde 50’den aşağı enflasyon görmüyorum' diyor ve haklılar; çünkü kendi bütçeleri öyle" diye konuştu.

Baz etkisinin önümüzdeki aylarda yıllık enflasyonu teknik olarak aşağı çekebileceğini belirten Atabay, "Baz etkisi yaratır, bu sene yüzde 30’un altını göreceğiz. Geçen yıl nisan, mayıs ve haziranda kur kaynaklı maliyet artışları enflasyona yansımıştı. Eğer benzer bir siyasi kriz ve TL’de dalgalanma olmazsa aylık enflasyonlar geçen senenin altına iner ve yıllık oranı aşağı çeker" dedi. Ancak bunun kalıcı bir iyileşme anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Atabay, "Yüzde 16, yüzde 19 mümkün değil. Merkez Bankası’nın hedefini güncellemesi gerekecek. Yüzde 22-23 de gerçekçi değil. Benim sene sonu tahminim yüzde 28" ifadelerini kullandı.

Para politikasının sınırına gelindiğini dile getiren Atabay, "Çok uzun süren ve sadece para politikasına dayanan bir enflasyonla mücadele yürütüldü. Üç senenin sonunda geldiğimiz nokta çok üzücü. İnsanlar çok büyük bedeller ödedi ve hala ödüyor. Eylül 2021’de yüzde 21 enflasyon, yüzde 19 politika faizi vardı. Beş yılın sonunda oraya bile yaklaşamadık. Bu çok büyük bir başarısızlık" değerlendirmesinde bulundu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.