Ege Üniversitesi’nde örgütlü Birlik Sağlık-Sen, Hep-Sen, Genel Sağlık-İş, Hekim Birliği ve Türk Sağlık-Sen üyesi sağlık çalışanları ödenmeyen nöbet ücretleri ve artan iş yükü nedeniyle iş bıraktı.
Haklarını alamadıklarını belirten sağlık çalışanları 6-7 Mayıs tarihlerinde devam edecek iş bırakma eylemleri kapsamında bugün Ege Üniversitesi Poliklinikleri önünde bir araya geldiler. Greve, Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) da destek verdi.
“Emek bizim hak bizim”, “Direne direne kazanacağız” sloganları atan sağlık çalışanları, poliklinikler önünden hastanenin başhekimliği önüne yürüdü.
Başhekimlik önünde ıslık ve sloganlarla yönetime tepki gösterilirken sağlık çalışanları adına ortak basın açıklamasını Birlik Sağlık-Sen İzmir Üniversiteler Şube Başkanı Muhammed Danışkan okudu.

“Çalışma koşullarıyla bir tükenmişlik merkezine dönüşmüştür”
Çalışanların ‘tükenme’ noktasına geldiğini kaydeden Danışkan, “Ege Üniversitesi Hastanesi'nde sağlık sistemi çöktü. Çalışanlar can çekişiyor, artık söz bitti. Artık ne mızrak kalmıştır ne çuval. Kurum, yetersiz yönetim, mobbing, insan sınırlarını aşan çalışma koşullarıyla bir tükenmişlik merkezine dönüşmüştür. Sağlık çalışanlarımız iki üç kat iş yükü altında ezilirken karşılığında komik denecek teşvik ödemeleriyle adeta alay edilmektedir. Üstelik gece gündüz demeden tutulan nöbet ücretleri hâlâ ödenmemektedir. Türkiye'de en düşük teşvik ödemesinin bu kadar yoğun bir hastanede olması kabul edilemez. Sağlık Bakanlığı hastaneleriyle kıyaslama yapmayı utanır hâle geldik. Sağlık sistemimizin en üst noktasında olan üniversite hastaneleri en ağır, en karmaşık ve en zor vakalara hizmet verirken çalışanlara en düşük ücretin reva görülmesi kabul edilemez” dedi.
“Sağlık çalışanını köle gibi kullanamazsınız”
Malzeme ve güvenlik sorunu yaşandığına dikkat çeken Danışkan, “Hastanede kimin ne iş yaptığı belli değildir. Eczane teknikerleri sekreterlik, hemşireler ise eczane teknikerliği yapıyor. Personel masa başında amir kesilmiş, sahadaki çalışan tamamen dışlanmıştır. Servisler, giren çıkanın belli olmadığı bir pazar yerine dönmüş; ne güvenlik kalmıştır ne de disiplin. Hastanenin düştüğü durum içler acısıdır. Kliniklerde en temel tıbbi malzeme olan eldiven dahi dönemsel olarak bulunamamaktadır. Güvensiz bir ortamda malzemesiz bırakılan profesyonellerden mucize yaratmaları beklenmektedir. Bu sadece bir eksiklik değildir; görev ihmalidir. Paranız yoksa ek mesai yaptıramazsınız. Alın terini ödemediğiniz hemşireyi, sağlık çalışanını, doktoru, personeli köle gibi kullanamazsınız” diye konuştu.
“Durum her geçen gün daha da kötüye gitmektedir”
Yönetimler tarafından çalışanlara verilen sözlerin tutulmadığını söyleyen Danışkan, şu ifadeleri kullandı:
“Her yönetim değişikliğinde karşılaştığımız oyalamalar artık sabrımızı taşırmıştır. Hastanemizin yeni yönetimiyle yaptığımız görüşmelerde verilen iyi mesajlar olsa da sorunlarımız yıllardır çözüm beklemektedir. Bir ilerleme kaydedilmediği gibi bu durum her geçen gün daha da kötüye gitmektedir. Sürekli yapılan usulsüz görevlendirmelerle çalışanların düzeni bozulmakta, huzursuzluk bir yönetim biçimi hâline gelmiştir. Sesi çıkan her arkadaşımız tehdit edilmekte ve mobbing ile susturulmaya çalışılmaktadır. Ancak bizler susmayacağız. Dayatmalara ve ağır çalışma koşullarına dayanamayan yetişmiş personelimiz ya istifa edip Sağlık Bakanlığı'na ve diğer kurumlara geçmekte ya bir dakika beklemeden emekli olmakta ya da sağlığını kaybettiği için rapor alarak görevinden ayrılmaktadır. Her giden arkadaşımızın yükü geride kalan sağlık çalışanlarının omuzlarına 15 hasta olarak binmektedir. Yoğun bakımda solunum cihazlarına bağlı hastalar varken serviste tek hemşire bırakılarak bakım verilmeye çalışılmaktadır. Bu, ‘Biz sizlerin hayatını umursamıyoruz’ demektir."
“Talep ettiğimiz haklar karşılanana kadar asla durmayacağız”
Sağlık çalışanlarının taleplerini açıklayan Danışkan, taleplerin karşılanmaması durumunda eylemlerin devam edeceği mesajını vererek şunları söyledi:
“Kararımız nettir: 6-7 Mayıs'ta iş bırakıyoruz. Ödenmeyen ücretlere, yetersiz teşviklere, dayatmalara, mobbinge, liyakatsiz yönetime karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanıyoruz. Son çağrımızdır. Bizler tükendik. Her ay arkadaşlarımızın istifa etmesine seyirci kalmayacağız. Artık bıktık. Ülke yönetimini memnun etmek için personeli ezen koltuk sevdalarına geçit vermeyeceğiz. Talep ettiğimiz haklar karşılanana kadar asla durmayacağız.
“Yönetemiyorsanız o koltukları bırakıp gitmelisiniz”
Teşvik ödemeleri derhal bakanlık seviyesine çekilmelidir. Ödenmeyen nöbet ücretleri ödenmelidir. Hiçbir sağlık çalışanı köle değildir. Bir hemşirenin hangi serviste kaç hastaya bakacağı acilen yönetmeliğe bağlanmalıdır. Kurumların ve yöneticilerin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Hiçbir sağlık çalışanı asli görevinin dışında çalıştırılmamalıdır. Yönetemeyenler koltuklarını bırakmalıdır. İş güvenliğinin sağlandığı, liyakatin esas alındığı günlere geçmeliyiz. Çözüm basit: Yönetemiyorsanız o koltukları bırakıp gitmelisiniz. Yönetemeyen yönetim o koltukta sadece işgalcidir. Gerekirse Ege Üniversitesi'nde yaşanan bu sorunları gücümüz yettiğince tüm ülkeye taşıyacağız. Çalışanların ve hastaların hakkını sonuna kadar savunacağız.”
“13 yıldır bayram görmemiş bir çalışanım”
Danışkan, son olarak çalışma çizelgesinin göstererek, “Ben 13 yıldır bayram görmemiş bir çalışanım. Ben bu hastaneye hizmet verirken benim ek ücretimi ödemeyen, beni bu hastanenin en düşük ücretine mahkum bırakan bu sistemi reddediyorum” dedi.
Açıklamanın ardından iş bırakamayan birimlerdeki çalışanlar için de birimlere yürüyüş gerçekleştirildi.
