DEMOKRAT PARTİ GENEL BAŞKANI UYSAL: 14 MAYIS SEÇİM TARİHİ İÇİN BİZ MUTLU OLURUZ

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, seçim tarihinin 14 Mayıs’a çekileceği söylentilerine ilişkin, “14 Mayıs tarihi için biz mutlu oluruz. Sayın Erdoğan’ın zaman zaman Demokrat Parti referansı, zaman zaman Menderes’e referansını hangi niyetle verdiğini biliyoruz. Demokrat Parti olarak, 14 Mayıs'ta yapılıyor olması bizim sözümüzü çok daha da etkili hale getirme imkanı, o açıdan kendilerine teşekkür ederiz” dedi. Toplumsal muhalefetin enerjisini en azami noktada sandığa yansıtabilmenin yolunun ortak adaydan geçtiğini vurgulayan Uysal, “Seçim takvimi başlayıncaya kadar ben, adayın açıklanabileceği kanaatinde değilim” diye konuştu.

06 Ocak 2023 Cuma 16:23
DEMOKRAT PARTİ GENEL BAŞKANI UYSAL: 14 MAYIS SEÇİM TARİHİ İÇİN BİZ MUTLU OLURUZ

MANSUR ÇELİK

Kamera: FURKAN ERDEM

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, seçim tarihinin 14 Mayıs’a çekileceği söylentilerine ilişkin, “14 Mayıs tarihi için biz mutlu oluruz. Sayın Erdoğan’ın zaman zaman Demokrat Parti referansı, zaman zaman Menderes’e referansını hangi niyetle verdiğini biliyoruz. Demokrat Parti olarak, 14 Mayıs'ta yapılıyor olması bizim sözümüzü çok daha da etkili hale getirme imkanı, o açıdan kendilerine teşekkür ederiz” dedi. Toplumsal muhalefetin enerjisini en azami noktada sandığa yansıtabilmenin yolunun ortak adaydan geçtiğini vurgulayan Uysal, “Seçim takvimi başlayıncaya kadar ben, adayın açıklanabileceği kanaatinde değilim” diye konuştu.

DP Genel Başkanı Gültekin Uysal, bugün Ankara’da medya kuruluşlarının Ankara temsilcileri ile buluştu. Kurmaylarıyla birlikte toplantıya katılan Gültekin Uysal’ın kısa konuşması ve ardından gelen sorulara verdiği yanıtlardan öne çıkanlar şöyle:

“YARGI SİYASAL SOPAYA DÖNÜŞTÜRÜLEREK: Hukukun dışına çıkarak milli irade şampiyonluğu yapanların, 2019 İstanbul yerel seçimlerinde, büyükşehir belediye seçimlerinde gördüğümüz gibi seçim iptali noktasına kadar varlığını gördük ve İstanbul’un kaybını kendileri için ne manaya geldiğini zaman zaman ifade etmişlerdir. ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’ diyerek, bunun gereği olarak da bugün yargının adeta siyasal bir sopaya dönüştürülerek uydurma birtakım soruşturmalar var. Bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne, hakaret davası yetmedi, arkasından bir terör soruşturmasıyla beraber görevden el çektirme güzergahında ilerlediğini görüyoruz. Aslında bu, öngörülemez bir vaka değil Türkiye’de.

SİNAN ATEŞ CİNAYETİ: Türkiye’nin genel siyasi yapısını analiz ettiğimizde, bu oyun öngörülüyordu. Keşke bunlar gerçekleşmeseydi ama yaşanan hadiseler, akabinde Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş'in Ankara’nın göbeğinde bir saldırıya muhatap olmuş olması, uzunca bir dönemdir maalesef iktidarın, meşru güçlerin dışında bir alan inşa ederek pek çok saldırıya kamunun hukuk devleti niteliğiyle beraber etkili mücadele vermemesi, birtakım insanların suçtan, soruşturmadan ari hissederek en nihayetinde Türk siyasetinde önemli bir figür diyebileceğimiz Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı’nı kaybettiğiniz noktasına geldi. Bütün bunların, önümüzdeki dönem, seçime kadar Türkiye’nin yaşayabileceği birtakım farklı farklı operasyonel müdahaleler, siyasal iklimin altüst oluşuna vesile olabilecek müdahalelere imkan vereceği endişesini taşıyoruz. Bu açılardan değerlendirdiğimizde; ‘sokağın aklı yoktur’ denir, sokaktan medet umanların birtakım yedeklerine aldıkları hukuk dışı unsurlarla beraber siyasetin mecrasından çıkmasına vesile olmazlar dileğini paylaşıyoruz.

ANLAŞILIYOR Kİ 30 NİSAN-14 MAYIS ARASINDA: Özellikle son bir hafta, 10 gündür, uzun süredir kapalı kapılar ardında konuşulan, zaman zaman sizlerin kamuoyuna hissettirdiği seçimin öne alınması noktasında, iktidarın sözcüsünden başlayarak Sayın Erdoğan’ın beyanları var. Anlaşılıyor ki 30 Nisan veya 14 Mayıs arasında. Her iki tarih de olabilir. Baktığımızda, makul bir zaman var hem cumhurbaşkanı adayının belirleneceği süre hem bu ittifak modelinin nasıl gerçekleşeceği en iyi neticeyi alabilmek noktasında. Siyasi partilerin, önceliklerini belirlemek noktasında bir süreç işleyecektir. Siyasi partilerin temsilcileri bu noktada model ortaya koyabilir. Bu çalışmayı yapacaklar ve 26’sında ilk toplantımız, ama toplantıya da kalmadan mutlaka siyasi partilerin birebir görüşmelerinde de bütün bunlar hem şifahi olarak hem resmi toplantılarda gündeme gelecektir.

MESELE SADECE ADAY DEĞİL, ADAY İLE BERABER KADROYU, PROGRAMI SUNMAK LAZIM: Biz, bu noktada kendi hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bir siyasi parti başka bir siyasi partinin amblemi altında seçime girebilir, kendi amblemiyle gidebilir ama bunun ötesinde bölge bölge farklı siyasi partilerin o bölgelerde farklı ortak listeler koyabileceği elde imkanlar var. Bütün bunları da kendi cephemizden değerlendireceğiz. Demokrat Parti olarak da ısrarla ifade ediyoruz; mesele sadece aday değil, aday ile beraber kadroyu, programı sunmak lazım.

SEÇİM TAKVİMİ BAŞLAYINCAYA KADAR ADAYIN AÇIKLANABİLECEĞİ KANAATİNDE DEĞİLİM: Cumhurbaşkanı adayının ismi önemli, bunun bilinci içerisindeyiz. Her siyasi parti, mutlaka farklı farklı verilerden, kaynaklardan kendi değerlendirmesiyle beraber siyasetinin reel şartları, güçleri, bütün bunları göz önünde bulundurarak değerlendirme yapacaktır. O açıdan usule ilişkin değerlendirmemiz olmadı ama süreç içerisinde biraz partilerin hem birebirde karşılıklı olarak değerlendirmeler yapacağını düşünüyorum. Hem de 26’sındaki toplantıya kadar beraber, karşılıklı olarak bu istişareleri kademe kademe olgunlaştırarak, gelişmiş bir kanal içerisinde kamuoyu anketlerinden, diğer hangi verilerden beslenileceği hususunda ortak karar çıkarılmadı ama siyasi partiler bundan yararlanacak… Açıkçası; travmatik bir dönem içine girdiğimiz, siyasal süreçte her gün yeni şartların oluştuğu dönemde, -kendi değerlendirmem- seçim takvimi başlayıncaya kadar ben adayın açıklanabileceği kanaatinde değilim.

SİYASETÇİ, ZEHİRLİ DİLDEN UZAK DURMALI: (Sinan Ateş suikastı ile ilgili) Kamuoyuna yansıyanların dışında özel bilgiler (toplantıda) karşılıklı olarak konuşulmadı. Ama hepimiz Ankara’da yaşıyoruz. Bugün, mızrağın çuvala sığmayacağı bir hadise toplumun gözü önünde güpegündüz gerçekleşmiş. Aslında bugüne bir günde gelinmedi; perşembenin gelişi çarşambadan, pazartesiden belli. Pek çok kişiye, gazeteciye, geçmişte siyaset yapmış kişilere pek çok saldırı oldu. Kamu burada etkin bir mücadeleyi yapmış; kovuşturma soruşturma süreçlerini yapmış olsaydı buraya gelmezdi. Sokağın aklı yoktur derken bundan nasıl kaçınabilirsiniz? Özellikle bu zehirli dilden siyasetçilerin, toplum önderlerinin uzak durması gerekir. Siyasetin zehirlenmesi kimsenin lehine olmaz.

ADAY, SİYASİ SORUMLULUĞU OLAN KİŞİ OLMALI, GENEL BAŞKAN OLMALI: Kademe kademe olgunlaşan bir süreç var. Bu sürecin önümüze koyduğu imkanlar, sınırlar var. Değerlendirdiğimizde; aday, siyasi sorumluluğu olan kişi olmalı, bu kişiler de partinin genel başkanıdır… İşin tabiatı; siyasi sürecin hem kademe kademe olgunlaşan, arkasına aldığı siyasi partilerin iş birliği ile beraber, bir kriz yönetimini bir değişimi, taahhüt ettiğimiz böyle bir yapısal dönüşümü sürükleyebilecek, diğer taraftan da ekonomiden dış politikaya Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı pek çok meydan okumada, politika sahalarında bir performans ortaya koyacak kişidir. Ama sadece kişi vurgusu yapmıyorum. Tekrar altını çizmek isterim; bu kişiyle beraber muhalefetin en önemli avantajı, Sayın Erdoğan’ın son dönemde zaruret neticesinde siyasi kariyerinin en kötü bürokratik kadroları, en kötü siyasi kadrosuyla çalışma tercihi ve mecburiyetinde kalması. Buna karşın muhalefetin, pek çok faydalı olabileceği çok etkin insan kaynağı var.

TOPLUMSAL MUHALEFETİN ENERJİSİNİ SANDIĞA YANSITABİLMENİN YOLU ORTAK ADAYDAN GEÇİYOR: Ortaya koyduğumuz programların taşıyıcısı kişilerin karakteri, siyasal süreçlerde çok belirleyici. Milletimizin de tercihlerine baktığımızda, bunun belirleyici olacağı düşüncesindeyim. Bugün adayı belirlemek noktasında yaşadığımız süreç; 2018 tecrübesi, 2014 tecrübesi ve Ekmeleddin İhsanoğlu modelinden 2018’de, ittifak haline girmiş olmamıza rağmen farklı adaylar ortaya konuldu. Bugün toplumsal muhalefetin enerjisini en azami noktada sandığa yansıtabilmenin yolu, ortak adaydan geçmekte. Altı Masa etrafından toplanan tüm siyasi parti genel başkanları ortak fikri benimsemiş durumda. O açıdan bugün için hepimizin ortak kararlılığı, ortak adayın çıkması hususunda… Ben, ortak aday noktasında pozitif bir noktadayım.

GÖNÜL İSTERDİ Kİ HDP DAVASINDA BU ZAMANA BIRAKILMADAN KARAR VERİLSEYDİ: Ben, nihayetinde parti kapatmaları ile ilgili nitelikli çoğunluğun gerektiği Anayasa Mahkemesi’nin, çok süratle -tabii Türkiye bir seçim takvimi içerisinde- gönlümüz arzu ederdi ki yargılama sürecinin çok etkin bir şekilde, bu zamana kadar bırakmadan, seçimin bu sıcak atmosferinde bir manipülasyona imkan vermeseydi.

SEÇİLECEK CUMHURBAŞKANININ, MAKAMINA MÜNDEMİÇ BİRTAKIM YETKİLERİ, SORUMLULUKLARI VARDIR, KULLANACAKTIR: (Olası bir hükümette nasıl bir pozisyonda olacak genel başkanlar) 26 Ocak’ta nihai bir çerçeve ortaya çıkacak. O açıdan ben, Sayın Davutoğlu’nun yaklaşımına benzer bir açıklama yapmak istemem. Kamuoyuna açıklandıktan sonra açıklama yapmak isterim… Siyasi sürecin geçiş sürecinin etkin bir şekilde yürütülmesi noktasında, cumhurbaşkanı ile beraber ittifak içerisinde olan siyasi partiler, ortak bir sorumlulukla bu süreci yürüteceğiz. Ama en nihayetinde cumhurbaşkanı adayının, seçilecek cumhurbaşkanının, makamına mündemiç bir takım yetkileri sorumlulukları vardır, o sorumlulukları da o genişlikte, cumhurbaşkanı seçildikten sonra kullanacaktır.

ADAY, SİYASİ PARTİ GENEL BAŞKANI OLMALI: Sayın Kılıçdaroğlu da dahil olmak üzere isimler üzerinden, bu toplantımızda hiçbir değerlendirmemiz olmamıştır. Ama elbette, zaten ortak bir aday çıkmıyorsa tüm siyasi partilerin genel başkanları, tabii olarak bu iddiaya sahibiz. Sayın Kılıçdaroğlu da Meclis’in ikinci büyük partisinin genel başkanıdır. Sayın Kılıçdaroğlu da dahil olmak üzere, bu süreçte değerlendirilecektir. Ben, bu çerçeveden bakınca, adayın siyasi parti genel başkanlarından birisi olması gerektiğini düşünüyorum. Bu, sürecin etkin bir şekilde yürütülmesine daha fazla imkan verecektir.

ALTILI MASA DA BAŞÖRTÜSÜ İÇİN ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ TEKLİFİ ÖNERECEK: (Başörtüsü ile ilgili anayasa değişikliği teklifi) Sayın Erdoğan, böyle bir takvimlemeyle bir referandum icat etme yolunda. Sözün bittiği noktada, yeniden dini inanç alanından başlayarak, yeniden çatışmayı öyle bir alana endeksleyerek siyasi seçim sürecini götürmek istiyor. Türkiye'de bugün başörtüsüyle ilgili aklıselim hiçbir kimsenin itirazı yok. Ortak bir kabul ve ortak bir pratik var. Bu noktada Sayın Kılıçdaroğlu iyi niyetle ortaya koydu. Zaman zaman Sayın Erdoğan’ın kendi kitlelerini bu noktada tahrik etmek için, iktidar değişirse bu tür temel hak ve hürriyetler ile ilgili birtakım özgürlük alanlarının daraltılacağı noktasında zaman zaman açık, zaman zaman aba altından sopa göstererek kendi kitlesini daha da tahkim etmek için kullandığını biliyoruz…. Önümüzdeki hafta, basına yansıyan şekliyle de artık siyasi parti gruplarıyla tekrar görüşmeler olacak. CHP’nin zaten bir yasa teklifi var. Ama dünkü değerlendirmemizde hem yasa teklifi sürecinin işlemesi hem anayasa teklifi sürecinde sadece CHP değil Meclis’te temsiliyeti olan, milletvekilleri olan grubu olan partiler olarak bizler de hazırlığımızı gerçekleştireceğiz, bu noktada kendi tespitlerimizi inşallah Meclis’e sunacağız… Siyasi partilerle beraber oluşturulması noktasında bir fikrimiz var… Başörtüsüyle ilgili bu noktada bir teklifin verilmesini değerlendirdik… Bizler, hazırlığımızı yaparak haklı endişeleri giderecek; iktidarın suistimallerine, iktidarın manipülasyonlarına imkan vermeyecek şekilde bir sürecin işlemesini istiyoruz.

BAŞÖRTÜSÜNÜN REFERANDUMA GİDEREK BİR TARTIŞMA KONUSU OLMASININ ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN: (Altılı Masa’nın 175 milletvekili var, anayasa değişikliği için 200 imza gerekiyor. Diğer partilerden destek mi istenecek) Milletvekillerinin imzasına açma düşüncemiz var. Anayasa değişikliklerinde bağlayıcı, parti disiplini çerçevesinde bir karar alınamayacağını biliyoruz. Bu noktada, açık bir şekilde iktidarıyla muhalefetiyle bütün siyasi partileri, bir kavgaya, bir temel hak ve hürriyetler alanıyla ilgili, başörtüsü ile ilgili bir meselenin referanduma giderek bir tartışma konusu olmasının önüne geçmek için bu değerlendirmemizi yapıyoruz. Bu noktada inşallah netleşir, kamuoyu çerçevesinde paylaşılır.

14 MAYIS TARİHİ İÇİN BİZ MUTLU OLURUZ: 14 Mayıs tarihi için biz mutlu oluruz. Sayın Erdoğan’ın zaman zaman Demokrat Parti referansı, zaman zaman Menderes’e referansını hangi niyetle verdiğini biliyoruz. Demokrat Parti olarak, 14 Mayıs'ta yapılıyor olması bizim sözümüzü çok daha da etkili hale getirme imkanı, o açıdan kendilerine teşekkür ederiz. Kendi durduğumuz noktayı da size ifade etmek isterim; biz, kurucu liderlerimizin ortaya koyduğu ruh ve prensipler temelinde siyaset sürdürüyoruz… 14 Mayıs tarihinin Sayın Erdoğan, kendisi için tarihsel referansla beraber bir tartma meselesi yapmak istiyor. O açıdan, operasyonel kiralama yöntemiyle zaman zaman bizim geleneğimizde kimi insanlardan da istifade etmişler, bunlar kendi siyasetlerini aracı kılmışlardır, bizi aparat olarak kullanmışlardır. Ama bütün müdahalelere rağmen bu zamana kadar, iktidarın pek çok sistematik hususlarına rağmen Demokrat Parti olarak bu ölçütlerinden vazgeçmedik. Bugün durduğumuz noktada da seçim tarihinin 14 Mayıs olarak belirlenmesi, bu manada hakikatin ortaya çıkması için vesile olur.

TERAZİNİN 80 KEFESİ VAR: Siyasetin tabii şartları var. Bu meselede terazinin 2 tane kefesi yok, terazinin 80 tane kefesi var. Pek çok şeyi dikkate almamız icap eder. Elbette kamuoyu önünde paylaşabileceklerim var, takdir edersiniz paylaşamayacağım düşüncelerimiz, değerlendirmelerimiz de var. Ben, sağlıklı olanın, süreci bir tecrübeyle, bir kırılmaya sebebiyet vermeden ülkenin geçirmesi ve o tarihi yürüyüşün devam ettirilmesi noktasında bir siyasi aktörün aday yapılmasının ve Altılı Masa’nın içerisinden olmasının her zaman doğru olduğunu ifade ettim.

KAYYUM ATANABİLECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM: Özellikle Sayın Erdoğan’ın siyasi macerasına baktığımızda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı modellemesi var siyasetinde. Bu da tabiidir. Sayın İmamoğlu’nun bir adliye eliyle operasyona muhatap olmasında da bunun önemli olduğu kanaatindeyim. İstanbul Büyükşehir Belediye imkanlarını seçim öncesi ele geçirmek… Böyle bir niyetle hareket ettiklerini de görüyoruz. Evet, kayyum atanabileceğini düşünüyorum. O niyetle toplumsal psikolojiyi ölçerek siyasi iktidarın adım attığını görüyoruz.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.