Ankara Barosu'ndan Avukat Aslıhan Aksoy, kadınların son günlerde sosyal medyada, yaşadıkları veya tanık oldukları ''taciz ve istismar'' ifşası paylaşımlarına ilişkin nasıl bir hukuki süreç izleyebileceklerini ANKA Haber Ajansı'na anlattı. Aksoy, şunları söyledi:
''Cinsel tacizde mesela hapis cezası ve adli para cezası var. Cinsel saldırı suçunda ve çocukların cinsel istismarı suçunda hapis cezası öngörülmüş durumda. Bunlar hangi durumlarda artırılabilir?
Mesela kamu hizmetinden kaynaklanan bir ilişki varsa taraflar arasında işte bir başkan ve memur gibi düşünebiliriz bunu. Veya bir müdür, öğretmen veya öğretmen, öğrenci; bunların o nüfusu kullanarak uyguladığı cinsel şiddet de artırım sebebi oluyor. 3’üncü dereceye kadar kan hısımlığı olan akrabalık durumunda da artış sebebi öngörülmüş durumda. Beden ruh sağlığı yerinde olmayan kişilere karşı cinsel saldırı suçu işlenmesi durumunda bu artırıcı sebep oluyor. Silahla işlenmesi durumunda yine artırıcı sebep olarak düzenlenmiş durumda."
"İş hukuku kapsamında işçi, işçilik alacaklarının tamamına hak kazanıyor"
İş yerinde yaşanan taciz olayları hakkında İş Kanunu’nda düzenlenmiş hükümlere ilişkin bilgi veren Aksoy, bunlardan birinin “İş Sözleşmesinin Haklı Nedenle Feshi” olduğunu belirtti ve şöyle devam etti:
“İşveren tarafından eğer işçi bir tacize uğramışsa, bir cinsel saldırıya, tacize uğramışsa veya 'mobbing'e uğramışsa bu durumda iş sözleşmesini haklı olarak feshedebiliyor. İş hukuku kapsamında işçi, işçilik alacaklarını talep edebiliyor, tamamına hak kazanıyor. O iş yerinde işveren değil de üçüncü bir kişi tarafından, başka bir çalışan tarafından yapılması durumunda da bunu tacize uğrayan kişi işverene bildiriyorsa ve işveren gerekli yükümlülükleri almıyorsa, yine işçinin 'Haklı Nedenle Feshi' düzenlenmiş durumda İş Kanunu’nda ve bu durumda da işçilik alacaklarının tamamına hak kazanmış oluyor.''
Kadınların başvurabileceği resmi ve sivil toplum örgütlerine ilişkin de bilgi veren Aksoy, şunları kaydetti:
“Kadınların en kolay başvurabilecekleri yerler polis karakolları. Jandarma bölgesi ise jandarma, aile mahkemeleri, Cumhuriyet Savcılıkları, Aile Bakanlığı'nın destek hattı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bir destek hattı var 'ALO 183' diye. O destek hattına başvurabilirler. Yine aynı zamanda valiliklere, kaymakamlıklara başvurabilirler. Koruma kararlarının, tedbirlerinin alınması için Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerine (ŞÖNİM) başvurabilirler. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının birimleri olan il müdürlüklerine, ilçe müdürlüklerine başvuru yapabilirler.
"7/24 bir avukat tarafından cevaplanıyor"
Ankara Barosu'nun Gelincik Merkezi var. 444 43 06 numaralı telefondan ulaşılabiliyor ve 7/24 bir avukat tarafından cevaplanıyor. Hukuki destek alabiliyorsunuz. Ankara Barosu Kadın Hakları Merkezi var. Mağdurlar bize ulaştığında veya Kadın Hakları Merkezi'ne ulaştıklarında, yazılı ya da sözlü bir başvuru yaptıklarında davaya hem manevi destek olarak onların yanında katılma talebinde bulunuyoruz hem de davalarının kamuoyunda duyulmasını sağlamak, davalarına sahip çıkmak anlamında yanlarında bulunuyoruz. Gelincik Merkezi'nde daha aktif bir atanma sistemiyle çalışma yürütülüyor. Orada nöbetçi avukatlar oluyor ve siz merkeze başvurduğunuz zaman ücretsiz avukat atanması yapılabiliyor. Adli Yardım Merkezi de ücretsiz avukatlık hizmeti verebilmek için Adalet Bakanlığı tarafından kurulan bir kurumdur. Baroların Adli Yardım Merkezleri de oraya gelen başvuruları değerlendirip ücretsiz avukat temini yapabiliyorlar.''
"Cinsel suçlar açısından uzlaşma hiçbir şekilde mümkün değil"
Cinsel suçlar açısından uzlaşmanın hiçbir şekilde mümkün olmadığını hatırlatan Aslıhan Aksoy, şöyle devam etti:
''Basit yaralama gibi bir suç varsa uzlaşmak istedikleri zaman, uzlaştırma bürosu bir uzlaştırmacı atıyor ve uzlaşma işlemleri yapılabiliyor. Ama cinsel suçlar açısından uzlaşma hiçbir şekilde mümkün değil. Mutlaka dava açılması yoluna gidiliyor. Çünkü faille mağduru bir araya getirmiyor sistem. Ama kasten yaralama, basit yaralama gibi bir suç varsa o durumda uzlaşmaya tabi olabiliyor.
"İstanbul Sözleşmesi'nde hiçbir şekilde şiddet vakasının uzlaşmaya tabi olmayacağı düzenlenmişti"
Aslında İstanbul Sözleşmesi yürürlükten kalkmamış olsaydı, İstanbul Sözleşmesi'nde hiçbir şekilde şiddet vakasının uzlaşmaya tabi olmayacağı, arabulucuya tabi olmayacağı o sözleşmede düzenlenmiş durumdaydı. Maalesef sözleşmeden çıktığımız için şu an kadına karşı işlenen basit yaralama, kasten yaralama gibi suçlarda da uzlaştırmaya gidiliyor. Son derece yanlış bir uygulama. Fail hakkında ceza davasının açılması gerekiyor normalde ama dediğim gibi, cinsel suçlar açısından uzlaştırma kesinlikle yok.''
Failin, mağdura yaklaşmasını ve iletişim kurmasını engelleyen koruma kararlarının hangi şartlarda verildiğini anlatan Aksoy, şöyle konuştu:
"6284 Sayılı Kanun var. Hepimizin bildiği, hepimizin sahip çıkmaya çalıştığı, uygulatmaya çalıştığı bir kanun. Burada kanun, şiddete uğrayan, şiddete uğrama tehlikesi olan, şiddete uğrayabilecek durumda olan, dolaylı veya doğrudan bu şiddetten zarar gören, bu şiddete maruz kalan kişileri kapsıyor. Bunun için herhangi bir şart yok. Acil bir durum olduğu için, çünkü şiddet söz konusu olduğu için bu durumda herhangi bir delil, şart aranmaksızın bu kararların verilmesi gerekiyor.”
"Kadınlar ikincil mağduriyete maruz kalabiliyor"
Kadınların adalet mekanizmalarına başvurmak konusunda çekince yaşadıklarını aktaran Aslıhan Aksoy, sözlerini şöyle tamamladı:
''Devletin bütüncül politikalar uygulaması gerekiyor. Kadınların adalete erişimine ilişkin çok büyük kolaylıklar sağlanması gerekiyor. Şu an Türkiye'de kadınların adalete erişimi ciddi şekilde tehlike durumunda. Kadınlar, özellikle cinsel suçlar açısından örneklemek gerekirse, birçok ikincil mağduriyete maruz kalabiliyorlar.
En temel şeylerden bir tanesi etkili soruşturma ve etkili kovuşturma yapılması. İstanbul Sözleşmesi bunu da öngören bir sözleşme. Şiddete uğrayan kadınların adalet mekanizmalarına başvurdukları zaman etkili bir soruşturma ve kovuşturma yapılması aslında esas alacağımız şey olmalı ve bunlar gerçekleşirse kadın da o zaman zaten hem adalete güveni yüksek olacak hem de bu olaylarda daha çok başvurmuş olacak. 'Kadının beyanı esastır' ilkesinden hareketle soruşturmaların başlatılması ve etkili soruşturma, etkili kovuşturma dava süreçlerinin ilerlemesiyle bu algının yıkılacağını düşünüyorum.''