Rize'nin Pazar ilçesinde balıkçılıkla geçimini sağlayan Balıkçılar köyü halkı, Kuzuoğlu grup, Günvak 1 ve Günvak 2 firmalarının yapmak istediği kafes tipi balık çiftlikleri projesine tepki göstermeye devam ediyor. Pazar Su Ürünleri Kooperatifi tarafından açılan dava sonuçlanmadan Kuzuoğlu grup tarafından kafes yapımında kullanılacak olan şamandıra ve çapalarla yüklü araçlarını jandarma eşliğinde balıkçılar köy limanına sokmak istemesine yöre halkı oturma eylemi yaparak tepki gösterdi.
Jandarmanın Liman giriş kapısını açmak istemesine, "Burası dingonun ahırı değil. Denizler kimsenin babasının malı değil halkındır, biz halkız izin vermeyeceğiz" sözleriyle tepki gösteren halk kapı girişinin önünde oturma eylemi başlatarak kapının açılmasana müsaade etmedi. Balıkçı köyü halkının oturma eylemlerini duyan CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, balıkçı köyü halkının yanında giderek oturma eylemine destek verdi.
"Bu kadar insanın ekmeğiyle oynanmaz"
Rize Deniz Ürünleri Avcılar Üreticiler Birliği Başkanı Mustafa Kuru, şunları söyledi:
"Günlerce biz bunun mücadelesini veriyoruz. Burada mesela 150 tane balıkçımız var. Ben de balıkçıyım. 40 yıldır denize balıkçılıkla geçen bir insanım. Yıllarımızı vermişiz ve ben bir birlik başkanıyım. Bakıyoruz, uğraşıyoruz. Kooperatif başkanımız, hep birlikte beraberiz. Bizim mahkeme sürecimiz bitmeden, ya getirdiler geçen öyle çapaları koydular. Rica ettik bunları çıkartın, yasal değil bunlar, çıkartın diye söylüyoruz. Şu an şamandıralar geldi. Yine çapalar, ağırlık malzemeleri geldi. Yarın zincir gelecek. Öbür gün de güvenlikle geçtiğinde denize atacaklar. Denize atıldığı zaman bu iş bitecek. Peki, bizim mahkeme sonucumuz bitmeden bunların gelmesinin anlamı ne? Oturma eylemi yapıyoruz. İçeri almayacağız. Malzemeleri içeri almayacağız. Yoksa herkese, yani vatandaşa açık ama malzeme olarak içeri almak istemiyoruz. Alındığı zaman biz bunu kabul etmiş bulunmaktayız. Yani bu kadar insanın ekmeğiyle oynanmaz. Ayıp bir şey. Yazık, günah ya."
"4 tane çocuğa neyle bakacağız?"
Balıkçı köyünden Dursun Ali Oğuz ise, "7 yaşından bu yaşıma, 78 yaşına gelene kadar balıkçılıkla uğraşıyorum. Benim gibi çok kişi de var. Bu ekmeğimizi elimizden almak için uğraşıyorlar. Denizimizi almasınlar. Çay 3 ay sürüm verir, deniz ise 12 ay ekmek verir bize. Bundan mağdur kalmayı istemiyoruz. Reis-i Cumhurumuz 4 tane 5 tane çocuktan bahsediyor. Biz kendimiz geçinemeyecek bir duruma girdik de 4 tane çocuğa neyle bakacağız? Ondan sonra Reis-i Cumhur mağdurdan yanaydı. Şimdi zenginden yana oluyor bu şekilde. Reis-i Cumhur’un kalesiyiz burada ama şimdi bize yaptıkları hiç yakıştıramıyorum" dedi.
"Kimsenin babasının denizi değil burası"
Mustum Kambay ise şunları söyledi:
"10 yaşından beri balıkçılık yapıyorum. Türkiye genelinin ilk balık çıkaran köyü burası. Dünyaya balık gönderiyoruz, ihraç ediyoruz bütün dünyaya. Bu bize hem yazık hem Türkiye’nin genelindeki halka yazık. Ben yıllarımı verdim ya bu denize. Beş tane oğlum var. Beşi de buradan geçiniyoruz, biliyor musun? Çocuklarımızın sigortası dahi yok. Nasıl geçineceğiz? Nasıl yapacağız? Yani bir zengin insan gelecek buraya, benim denizimi kirletecek. Kimsenin babasının denizi değil burası. Halkın denizidir. Halk yemek yiyecek, biz de yemek yiyeceğiz. Halka da dayanacağız. Yok böyle bir şey ya! Dingonun ahırı mı burası ya? Biz savaşırız burası için kimseye vermeyiz. Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Bu deniz kimsenin babasının denizi değil. Kimse de ortak değil. Bu halkın denizi ve biz her zaman için bu denize çıkacağız. İstediğimiz her şeyi de yapacağız."
"Hakkımızı aramak suç ise onu da kendileri düşünsünler"
Balıkçılık yaptığını tek geçim kaynağı balıkçılık olduğunu söyleyen Hatice Yurtsever, "Biz bu havuzu istemiyoruz. Biz balıkçıyız, ben de balıkçıyım. Kesinlikle bu kafeslerin kurulmasını istemiyoruz. Bizim geçimimiz balıkçılık. Ekmeğimiz oradan çıkıyor. Yemeğimiz oradan. Her şey oradan. Geçim kaynağımız o. İstemiyoruz biz bunu. Evet, eylem yapıyoruz, oturuyoruz. Ne yapalım? Hakkımızı arıyoruz. Hakkımızı aramak suç ise onu da kendileri düşünsünler. Ne yapabiliriz" diye konuştu.
"Burasını elimizden aldılar mı biz ne yapacağız?"
Vatandaşlardan Çınar Oğuz, "Vallahi benim ayağım kırık olduğu halde geldim buraya. Niye geldim? Burası bizim tarlamız. Oradan geçinen balıkçılarımız var. Sırf balık kazanarak geçinenler var. Bizim gibi emekliler de gidip taze balığını tutanlar var. Burasını elimizden aldılar mı biz ne yapacağız? Bu köyde yaşamanın anlamı kalmaz. Zaten buranın yarısını havaalanı aldı. Avlanma yerimizin yarısı gitti. Oranın sandallarını da buraya getirdiler. Şimdi diyorlar bize, 'denize çıkmayın'. Ne yapalım biz burada, nasıl yaşayalım" dedi.
Pazar Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı İsmail Hakkı Kambay'ın, "Vali ve kaymakamın vermiş olduğu talimat doğrultusunda kapıyı açık bulunduracağım" demesine bölge halkı tepki gösterdi. Yazının kime geldiğini soran vatandaşlara Kumbay, "Kuzuoğlu Ürünleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne gelmiş" şeklinde yanıt verdi. Vatandaşlar da Kambay'a tepki göstererek, "Hani size gelmemiş, siz muhatap değilsiniz. Bize gelmemiş ama kapıyı niye açıyorsunuz ki" ifadelerini kullandı.
"Burada gerekiyorsa ben çadır kuracağım"
Balıkçı halkın eylemlerine destek veren CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı ise şunları söyledi:
"Siz Balıkçı Su Ürünleri Kooperatifi olarak görevinizi yaptınız. Ben de görevimi yapıyorum. Ben de halkın temsilcisi olarak görevimi yapıyorum. Açarlarsa buyursunlar, benim kapattığım kapıyı açsınlar. Kapatıyorum. Buraya sizinle belli ki bir mücadele ve direniş başlatıyoruz. Şunun bilinmesini ve hazırlıklı olmanızı istiyorum. Burada gerekiyorsa ben çadır kuracağım. Bana eşlik edecek adamlar arıyorum. Burada gerekiyorsa ben çay demleyeceğim, çay içeceğim bu kapının önünde. Dolayısıyla burada herkes her zaman olmayabilir ama bu direnişi beraberce işi olmayan gider işini yapar, işi olan gider işini yapar, işi olmayan gelir burada nöbetini tutar. Bizi ve halkı kimse geçemez. Bir de şunu söyleyelim; asla bu bir siyasi dava değildir. Seçmen olan 18 yaşını geçen, eli ayağı tutan herkes… Kim nereye oy verirse versin ama gelsin, burada yaşam alanlarını savunsun."
Balıkçıköyü halkının başlattığı oturma eylemi gece boyunca devam ettiği sırada Kuzoğlu’na ait şamandıra ve çapa yüklü araçlar Jandarma eşliğinde giriş kapısının önünden uzaklaşarak bilinmeyen bir yöne doğru gittiği görüldü.