Ümit Özdağ: Haziran 2015 - Kasım 2015 arasındaki sürece benzer bir şiddet dalgasını bu sefer sığınmacılar üzerinden planlıyorlar

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ açıklama yaptı.

09 Mayıs 2022 Pazartesi 12:06
Ümit Özdağ: Haziran 2015 - Kasım 2015 arasındaki sürece benzer bir şiddet dalgasını bu sefer sığınmacılar üzerinden planlıyorlar

Özdağ’ın açıklamasından başlıklar şöyle:

“Zafer Partisi’nin politikasından rahatsızlık duyanların başında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu gelmektedir. Çünkü Soylu, Suriyelilerin sözde entegrasyon politikasını yürütürken Türk halkını yanlış yönlendirmekte ve yanlış bilgi vermekte, Türk halkına yalan söylemekte ve aldatmaktadır.

Zafer Partisi ise Türk milletine Soylu ve küçük ekibi tarafından söylenen yalanları ifşa etmektedir. Süleyman Soylu benimle kamuoyu önünde girmiş olduğu, “Türkiye’de doğan Suriyeli bebeklere vatandaşlık verelim” tartışmasını fena halde kaybetmiş ve utanç içinde geri çekilmişti. Daha sonra bir silah ruhsatı meselesinde kamuoyu önünde benimle tartışmaya girmiş ve kendisine bağlı emniyet müdürünün yalanlamasıyla bu tartışmayı da kaybetmişti.

Soylu’nun TGRT’deki hezeyanları ancak mağlubiyetlerin kızgınlığı ve Türk milletine karşı kurulmak istenen komplo çerçevesinde anlaşılabilir.

TGRT’de benimle ilgili olarak Soylu, “Soros çocuğu” ifadesini kullanmıştır. Soros ve desteklediği vakıflar sığınmacıların Türkiye’de kalması için başından beri çalışmaktadır. Zafer Partisi de sığınmacıların vatanlarına dönmesi için çalışmaktadır. Soylu ise sığınmacıların Türkiye’de kalması için mücadele etmekte ve Soros’la aynı çizgiyi temsil etmektedir. Süleyman Soylu bana operasyon çocuğu demiş.

Benim Türkiye Cumhuriyeti devletinin değişik kurumları için yurt içinde ve yurt dışında Türkiye’nin milli güvenliği konusunda kanunlar çerçevesinde ve yazılı görevlendirmeyle bazı operasyonlar yaptım doğrudur, bazı operasyonlar yönettiğim doğrudur.

Ben bu ülke için alışırken Soylu, DYP ilçe başkanı olarak Tansu Çiller'in etrafında "anneciğim" diye dolaşıtığını da sonrasında bir genel başkanın çantacılığını yaptığını da biliyoruz.

Soylu’nun yer aldığı operasyonlarla benim gerçekleştirdiğim operasyonlar arasında gerçekten çok fazla fark var. Onun hangi operasyonları yaptığını Youtube’da birazcık dolaşınca bütün Türkiye hatta bütün dünya izledi.

Soylu’ya moralini bozacak ama bir şey daha söyleyeyim, kendi bakanlığı döneminde İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan ama yaptırılan bazı bilimsel çalışma merkezli operasyonlarda benim yetiştirdiğim kadrolar tarafından gerçekleştirilmiştir.

Soylu ve ekibi Türk devletinin son 20 yılda ne kadar yıpratılmış olursa olsun, hâlâ varlığını sürdürdüğünü unutmasınlar. Soylu ayrıca bana istihbarat elemanı olarak saldırmış, istihbaratçılık önemli ve saygın bir meslektir. Keşke kendisi de istihbaratçı olabilseydi. Ancak ben istihbaratçı değilim. İstihbarat ve milli güvenlik birimleri konusunda çalışan bir akademisyen ve siyasetçiyim. 15 Temmuz sonrasında Soylu’nun bakanlığının yaptığı İçişleri Bakanlığı’na bağlı istihbarat kuruluşlarında benim istihbarat teorisi kitabım ana okuma kitabı olmuştur. O kitabı okuyup geçemeyen istihbaratçı olamamıştır.

Eğer ben istihbaratçıysam Süleyman Soylu bunu açıklamaktan dolayı hapse girer. Açıklanması yasaktır.

Süleyman Soylu her zaman yaptığı bir şeyi yapıyor, yalan söylüyor. Soylu programa çıkmadan önce ne içtiyse, Türk kadınlarının, kızlarının videolarını çeken sapıkları savunuyor ama korumakla görevli olduğu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını savunmuyor.

Soylu hezeyan içinde “Sessiz İstila” filminin finansmanıyla ilgili beni yabancı fonlardan para almakla suçluyor. “Sessiz İstila” filmi yasalar önünde suç değil. Soylu benim banka hesaplarımı kontrol ediyorsunuz, kredi kartı ödemelerimi kontrol ediyorsunuz, borçla çalıştığımı biliyorsunuz. Sana söz veriyorum, yeni borç alacağım, yeni videoları çektireceğim.

Soylu ve ekibi çok tehlikeli bir oyun oynuyor Haziran 2015 - Kasım 2015 arasındaki sürece benzer bir şiddet dalgasının bu sefer sığınmacılar üzerinden planlandığı anlaşılıyor.

Bu noktada Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na sesleniyorum. Sayın Davutoğlu korkmayın, tehdit edildiğinizi kamuoyunda gördük, çıkın, Haziran - Kasım 2015 arasında ne olduğunu anlatın. Çünkü benzer bir çalışma tekrar başlamış görünüyor.

Seçimlere giderken seçmeni terörize etmek, Zafer Partisi’ne karşı bir şiddet dalgası başlatarak provokatörler aracılığıyla eylemleri Zafer Partisi’ne mal etmek istiyorlar. Atamanlar diye bir grup sığınmacı ve kaçaklara karşı sosyal medya üzerinden şiddet propagandası yapmaktadır. Ne İçişleri Bakanlığı, ne Adalet Bakanlığı bu konuda soruşturma başlatmadı.

Biz suç duyurusunda bulunduktan sonra grup kendisini feshettiğini açıkladı. Kendisini feshettiğini açıklayan grup ben Süleyman Soylu’yu bulmak için İçişleri Bakanlığı’na gideceğimi açıklayınca Facebook üzerinden açıklama yaptı. “Ümit Özdağ’ı desteklemek için İçişleri Bakanlığı’na geliyoruz” dedi, bir provokasyon girişiminde bulundu. Ben, “Siz provokatörsünüz, ne yanımda ne sağımda solumda sizi istemiyorum” dedim. Şimdi bütün sosyal medya hesaplarında bana ve Zafer Partisi’ne hakaret ediyorlar.

Grup, karanlık odaklarla ilişkili bir grup şimdi benzer grupların oluşturulmaya başladığını görüyoruz. Bakın Ümit Özdağ bir tahmin yürütüyor demeyin, Ümit Özdağ ve genel merkez yöneticilerimiz olarak bilerek konuşuyoruz.

Bize ve Türk milletine tuzak kurmaya çalışmayın, kuracağınız her buzağı bozarız.  Soylu ve ekibini buradan Türk milleti önünde uyarıyoruz, oynadığınız oyun çok tehlikeli bir oyundur. 10 milyonu aşan sayıda sığınmacı ve göçmenin yaşadığı, bu insanların çoğunun iç savaştan geçen travmalı insanlar olduğunu bilerek, Türkiye’yi söndüremeyeceğiniz bir ateşe atmayın.

Soylu, “15 Temmuz’da yarım bıraktığımız şeyi tamamlayacağız” derken suç işliyor. Üstelik 15 Temmuz sadece FETÖ’nün eseri değil, AK Parti’nin FETÖ ile birlikte eseridir.

Soylu’nun “Milletim, çocuklarım, geleceğim adına savcı Zekeriya Öz’e teşekkür ederim” dediğini unutmadık. 15 Temmuz Soylu gibi FETÖ’yle iç içe geçmiş siyasetçilerin eseridir. Soylu'yu AK Parti'ye getiren FETÖ'dür!

Bir süre önce FETÖ’cü bir genel müdür valilik makamına atandı. İyi niyetle bir AK Parti milletvekiline, “Soylu’ya söyleyin, bu adam önce FETÖ ile çalıştı ve üst düzeyde” dedim. Milletvekili gidip söylemiş, Soylu, “Ya o zaman herkes FETÖ’cüydü” yanıtını vermiş. Hayır Soylu, herkes FETÖ’cü değildi. Sen herkesi kendin gibi zannediyorsun."

Son Güncelleme: 09.05.2022 12:20
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.